The Universal House of Justice
Ridván 1992
To the Bahá’ís of the World
Dearly loved Friends,
Kalplerimiz bu Rızvan bayramının doğal ihtişamıyla ve olağanüstü ve
olaylarla dolu günleri başlatışıyla hayretler içinde atmakta, bağışlarıyla bizi Emrinin tarihinde hayırlı bir noktaya getiren Baha Sultanı'nın önünde saygıyla diz çökmekteyiz.
Tüm çağlarda Vaat Edilen Kimse olan Hz. Bahaullah'ın, bu dünyasal
yaşamı yüz yıl önce terk ettiği o kutsal olayın anılmasının eşsiz anlamlarını düşünmenin hususu içinde, şimdi sona eren Altı Yıllık Plan'ın başarısının zirvesinden, bugün başlayan Kutsal Yıl’ın eşiğine gelmiş bulunmaktayız. Ancak, Gerçekli Güneşi "Solmayan ululuk Aleminde" ebediyyen parlamak ve yeniden canlandırıcı ışığını tüm dünyaya oradan yaymak üzere batmıştı. Bu dünyadan ayrılan Kimse, "tasavvur edilemeyecek büyüklükte" bir Vahyin Peygamberi'ydi ve "tüm geçmiş Dinler o Vahiy ile en yüce ve nihai noktalarına ulaşmışlardı"; o Kimse, "en azından beş yüz bin yıllık bir süreyi kapsayacak" yeni bir Evrensel
Dönem’i Başlatan'dı; bir Dünya Düzeni'ni, "ölümlü gözlerin bir eşini görmediği bir Sistem"i Yaratan'dı. Dahası, "Tanrının en mükemmel bağışlarının insanlar üzerine yağdırıldığı Gün" olan Tanrı Günü'nün Doğuş Yeri'ydi. İnsanlık tarihinin bu önemli döneminde gerçekleşen bu özel yıldönümünde düşüncelerimizin odak noktası, bu gibi üstün gerçekler olacaktır.
Bu Kutsal Yıl'ın uyandırdığı kutlu anılarla öylesine doluyuz ki,
hepinizi bu derin düşünme dönemine, yeniden kutsanma zamanına, yerine getirilecek görevlere hazırlığın, ulaşılacak yüksekliklerin ve açığa çıkartılacak güzelliklerin bu aşamasına girmek üzere duraksamaya davet etmekten başka bir şey yapamıyoruz. Çünkü, yüz yıllık kesintisiz ilerlemenin eşi görülmemiş tarihine dönüp bakacak olursak, ilahi amacın asırlar boyunca gerçekleşmesinin gelişimini de görürüz. Deneyimlerin de gösterdiği gibi, bu durum, Plan'ların düzenli ilerleyişi ve her dönemin muhteşem atılım ve hamleleri sayesinde, aşamalar halinde olmuştur.
Gerçekten de, bu hayırlı Kutsal Yıl'a, Dinimizin Kuruluş Çağı'nın
dördüncü döneminin ilk evresine rastlayan Altı Yıllık Plan'ın başarısıyla açılan yeni ufuklarla girilecektir. Birçok yerde ve belli zamanlarda olağanüstü büyüme görülmesine rağmen, genelde sayısal sonuçlar acısından o kadar büyük bir zafer değildir. Plan’ın yedi ana hedefine başarı damgasını vuracak yeni tür başarılarda, yeni başlangıçlarda, yeni girişimlerde ve kurumsal gelişimlerde görülen bir zaferdir. Plan’ın sonuçlarını bu birkaç sayfada sıralamak mümkün olmasa bile, dikkate değer ölçüde hareketli bu dönemin gelişmelerini belirtmek gerekir. Bahai toplumu geçen altı yıl süresince belirgin bir değişim geçirmiştir. Önemli göstergeler şüphesiz tüm dostlar tarafından bilinmektedir ve şöyle özetlenebilir:
Bir: Hz. Bahaullah'ın Dini dünyanın her ülkesinde temsil edilmektedir. Şüphesiz, Tanrı'nın Büyük Plan’ının müdahalesiyle politik durumda oluşan ani değişiklik, özellikle eski Sovyetler Birliği’ne ve Doğu Bloku ülkelerine ilahi öğretilerin girip yayılmasını sağlamıştır. Bu değişiklikle yaratılan fırsatlar, Hz. Şevki Efendi'nin On Yıllık Plan'ında kalan son bakir bölgelere Hz. Bahaullah'ın Fatihlerinin yerleşmesini mümkün kılmıştır. Bu değişiklikler, bu bölgeler için 1990 Rızvan'ında İki Yıllık yardımcı Plan1in başlatılmasını gerektirmiştir. Bu ek Plan, sadece Plan kapsamındaki birçok ülkede görülen büyüme açısından değil, bu ülkelerdeki yeni inananların temsil ettiği sınıfların çeşitliliği, yayımlanan Bahai kitaplarının hacmi ve türleri ve o kısa zaman içinde kurulan Bahai kurumlarının etkileyici görüntüsü bakımından da olağanüstü bir başarıdır. Bu gelişmeler Bahai dünyasını büyük ölçüde teşvik etmiş ve başka yerlerdeki bazı ülkeler tebliğ işinde önemli başarılar kaydetmişlerdir. Dünya Merkezi'ne ulaşan bilgiler, Altı Yıllık Plan içinde bir buçuk milyonun üzerinde insanın Emre girdiğini göstermektedir. Guyana'da yürütülen üç yıllık özel bir tebliğ projesinin, Bahai toplumunun büyüklüğünü ülke nüfusunun yüzde altısına çıkaracak bir artışla sonuçlanması özellikle önemlidir.
İki: Bahai Dininin dünyada duyurulması tümüyle yeni bir aşamaya
girmiştir. Hz. Bahaullah'ın, insanlığın kral ve hükümdarlarına yaptığı Duyuru'nun yüzüncü yıldönümünden ilham alınarak 1967 yılında başlatılan ve İran Bahai toplumunun uğradığı eziyetler nedeniyle 1979'da daha da hızlanan duyuru kampanyası, "Vaat Edilen Dünya Barışı" mesajının dağıtılmasıyla çok geniş bir alana yayılmıştır. Krallar, kraliçeler, ülke başkanları, başbakanlar, yasa koyucular, yargı organları, akademisyenler, çeşitli kurum ve kuruluşlar Hz. Bahaullah'ın Mesajını duydular. Dünyanın her yerindeki toplumları, Emrin geniş ölçüde duyurulması için hareket halinde tutan yaratıcı çabalar Plan’ın itici güçlerinden birisi olmuş ve şaşılacak derecede düzeri bozukluğuna uğramış bir dünyaya Bahai Dininin önerebileceği çözümler konusunda, kuruluşların, düşünürlerin ve basın-yayın organlarının ilgisini hiç de küçümsenmeyecek ölçüde uyandırmıştır. Dinin duyurulmağı, için benimsedikleri yöntemlerin ve şiddetli bir zulüme uğramış İran Bahai toplumunu savunmak üzere sürdürdükleri çabaların etkilerinden ilham alan Milli ve Mahalli Ruhani Mahfiller, kamu ile ilişkilerinde çarpıcı bir cesaret ve özgünlük sergilemişlerdir ve sergilemeye devam etmektedirler. Bu durum, her düzeydeki hükümet yetkilileriyle gerçekleştirdikleri sayısız temaslarda, geniş bir spektrum içindeki kuruluşlarla işbirliğinde ve basınyayın organlarıyla ilişkilerinde giderek artan kolaylıkta açıkça görülmektedir.
Üç: Hindistan Yarımkıtası Ana Mabedi'nin 1986 yılında ibadete
açılması. Dinin duyuru ve tanıtım etkinliklerine yeni bir güç vermiştir. "Nilüfer Çiçeği Mabedi" ender güzellik ve mükemmellikte bir yapı olarak büyük ölçüde beğeni kazanırken, çok sayıda ziyaretçiler üzerinde olağanüstü bir cazibe de yaratmıştır. Bir mimarlık harikası olarak mabedin ünü ve ruhani etkisi hızla yayılmıştır. Günde ortalama 20.000 kişi olmak üzere, yılda tüm diğer Mabetlerin toplamından daha fazla ziyaretçi çeken bu Mabedin, tüm Bahai Mabetleri içinde bugün için en etkin sessiz mübelliğ olduğunu söylemek mübalağa olmayacaktır. Birçok ülkeden gelen ziyaretçiler arasında, dünyanın en seçkin kişileri de bulunmaktadır. Basın-yayın organları için büyük bir ilgi kaynağı olan Mabet, Rus ve Çin televizyonlarında bile gösterilmiştir. Mabedin bu yönden başarısı, Dinin kamuoyu tarafından geniş bir biçimde bilinmesine çok büyük katkıda bulunmuştur.
Dört: Dinin bilinmezlikten çıkışı çok daha seçkin biçimlerde
görülmektedir. Bahai Dininden, aydın çevrelerde, kaynak kitaplarda ve basınyayın organlarında "en önemli" veya "büyük" bir dünya dini olarak söz edilmektedir. Dostların tanıtım faaliyetlerindeki artan çabaları sayesinde, Dinin etkinlikleri basın-yayın organlarında çok daha büyük ölçüde yayınlanmaktadır. Daha da önemlisi, basın-yayın organları Bahai toplumuna bağımsız bir ilgi göstermekte ve dünyanın çeşitli yerlerindeki Bahai camialarıyla ilişkiler başlatmaktadırlar. Barış, çevre, kadının statüsü, eğitim ve okuryazarlık gibi konulardaki Bahai düşüncelerinin halkın nüfuzlu kesimlerine tanıtılması, Bahailerin, hükümetlerin veya gayri siyasi kuruluşların çeşitli alanlardaki projelerine katılmalarını isteyen bir karşılık yaratmıştır.
Bunun da ötesinde, bu gibi tanıtımlar, Bahai Dininin günümüz
sorunlarına çözümler getirdiği ve bu nedenle de, Bahai toplumunun kamu faaliyetlerinde daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiği düşüncesini insanların kafasında yaratmaktadır. Bahai Uluslararası Toplumu’nun Plan içinde kurulan Çevre Ofisi'nin etkinliklerinin dikkate değer başarısı, bu gelişmelerin temel özelliğini çok iyi göstermektedir. Dahası, Bahai Uluslararası Toplumu'nun, Doğa İçin Dünya Fonu'nun Korunması ve Din Ağı kuruluşunun yanısıra, Din ve Barış için Dünya Konferansı'yla kurduğu resmi ilişkiler, Milli ve Mahalli Ruhani Mahfillerin kendi bölgelerinde kurdukları sayısız benzer ilişkilerle birlikte, Bahai Dininin gözardı edilmemesi gereken bir mevcudiyet olarak ortaya çıkışı yönünde bir eğilim göstermektedir. Özetle, çok yönlü tanıtım kampanyası girişimi, dünyada en önemli kamu kurumları ve seçkin kişiler tarafından bilinen Bahai Dini'nin sesinin insanlar arasında yankılanmasına neden olmuştur.
Beş: Toplumsal ve ekonomik gelişim için Bahai projelerinin sayısı
büyük ölçüde artmış, grup girişiminin ve gönüllü olarak yapılan meşveret eyleminin gücünün birçok yerde örnek olarak sunulması, Bahai toplumuna büyük ölçüde saygınlık kazandırmıştır. Bu konudaki etkinlikler, eğitim, tarım, sağlık, okur yazarlık, çevre ve kadının statüsünün iyileştirilmesi gibi alanlarda binin üzerinde projeyi içermektedir. Bu projeler çoğu kez hükümetlerin ve uluslararası gayri siyasi kuruluşların işbirliği veya yardımlarını görmüşlerdir. Örnek olarak, kadının statüsünün iyileştirilmesi için beş Milli Ruhani Mahfilin, Kadınlar İçin Birleşmiş Milletler Gelişim Fonu'nun (UNIFEM) parasal yardımıyla yürüttükleri projeler ve Kanada, Hindistan, Alman ve Norveç hükümetlerinden yardım gören diğer alanlardaki projeler verilebilir. Bazı projelerin başarıları öyle bir ün kazanmıştır ki, hükümetlerin ve uluslararası gayri siyasi ajansların takdir ve ödülleriyle halkın dikkatine getirilmişlerdir.
Altı: Gençlik etkinlikleri, gençlik hizmet yılı fikriyle gelişen özel bir
nitelik kazanmıştır. Gençlerin, kısa süreli muhacirler, gezici mübelliğler ve proje yürütücüleri olarak Altı Yıllık Plan'a katılmaları, tüm duyuru işine ve giderek artan bir sayıdaki ulusal ve yerel toplumların giriştiği toplumsal ve ekonomik gelişim çabalarının desteklenmesine çok önemli bir etki yapmıştır. Gençler, eski komünist ülkelerde kazanılan çok sayıda zaferlerde büyük rol oynamışlardır. Gençlerin toplumsal ve ekonomik gelişim projeleri, bazı durumlarda hükümetlerin ve gelişim kurumlarının dikkatini çekmiştir. Avrupa Bahai Gençlik Konseyi'nin kurulması, Plan'ın son yıllarında o kıtada yapılan tebliğ hamlesini büyük ölçüde güçlendiren gençlik etkinliklerini canlandırmıştır. Gençlik etkinliklerinin önemli bir yönü de, kısa bir süre için dünyanın her yanından gelen gönüllülerin, Dünya Merkezi'nin çalışmalarına çok değerli hizmetleriyle katılmaları olmuştur.
Yedi: Bahai yönetim sisteminin güçlendirilmesi alanındaki gelişmeler,
iki kolu arasındaki işbirliği çabalarında ve her birinin iç gelişimindeki belirgin ilerlemelerde görülmektedir. Tanrı Emrinin aziz ve cesur Elleri, sevgili Emrin Velisine olan bağlılıklarına sadık kalarak eşsiz hizmetlerinde sebat etmekte, sürekli yenilenen güçleriyle toplumu hayrete düşürmektedirler. Şimdi daha güçlü ve gayretli bir Uluslararası Tebliğ Merkezi tarafından desteklenen Müşavirler Heyetlerinin ve muavinlerinin güven ve gücündeki büyüme, teşvik etmek ve öğüt vermekle yükümlü oldukları Ruhani Mahfillere, tüm sistemin mutluluk ve refahı için vazgeçilmez bir destek sağlamıştır; bunun yanısıra, toplumlarının kaderini yönlendirmekle sorumlu olan Milli ve Mahalli Ruhani Mahfillerin etkinliklerinin daha geniş bir alana yayılması, o sistemin tabanını önemli ölçüde genişletmiştir. Bu kurumların aynı doğrultuda çalışmaları, Yönetim Düzeni'nin evrimini kolaylaştırmış ve desteklemiştir. Dahası, sürekli olgunlaşmaları açısından hayra alamet olan yaratıcı bir güç göstermişlerdir.
Sekiz: Hz. Bahaullah'ın Kermil Levhinde sözü edilen ve Hz. Bab'ın Makamı'nın inşaası ile Hz. Abdülbaha tarafından başlatılarak, Hz. Şevki Efendi'nin planlarında sürdürülen, Tanrı'nın Dağı üzerindeki büyük inşaat projeleri yeni bir aşamaya girmiştir. Hz. Bab'ın Makamı’nın ana terasının desteklenmesi ve genişletilmesi işi, dağın eteğinden tepesine kadar uzanacak Teraslar konusunda Hz. Abdülbaha'nın vizyonunu yerine getirecek mimari düşüncenin gerçekleştirmesinde ilk adım olarak 1990 Mayıs'ında başlatılmıştır. Ertesi yılın Eylül ayında ise, Kutsal Eserlerin İnceleneceği Merkez'in ve Uluslararası Arşiv Binası Uzantısı'nın inşaatı için toprağın kazılma işlemi başlamıştır. Bunları, Uluslararası Tebliğ Merkezi ve sırası gelince de, Uluslararası Bahai Kütüphanesi gibi, Kavis üzerindeki diğer binaların inşaatı takip edecektir.
Tüm bu gelişmeler göstermiştir ki, Bahai toplumunun daha da
ilerlemesi için biriken güç ölçülemeyecek kadar büyüktür. Ulusların kendi içlerinde ve aralarında değişen durum ve toplumu etkileyen birçok sorun bu gücü artırmaktadır. Bu değişiklik, Küçük Barış'ın yakın olacağı izlenimini yaratmaktadır. Ancak, bu duruma karşı güçler de aynı zamanda yeniden ortaya çıkmıştır. Komünizmin kalelerinin çöküşü sonucunda politik özgürlüğün yeniden çıkışıyla birlikte milliyetçilikte bir patlama olmuştur. Birçok bölgede ırkçılığın artışı, dünya çapında ciddi bir sorun haline gelmiştir. Bunlarla birlikte, hoşgörünün kaynaklarını zehirleyen dinsel tutuculukta da hızlı bir artış görülmüştür. Terörizm hüküm sürmektedir. Ekonominin durumu konusundaki yaygın kuşkular, gezegenin maddi işlerinin yönetiminde ciddi bir bozukluk olduğunu göstermektedir. Bu durum ise, politik alemi etkileyen hüsran ve beyhudelik duygularını şiddetlendirecektir. Çevrenin ve büyük nüfusların kötüleşen durumu tehlike kaynağı olmuştur. Bu değişikliğin bir unsuru ise, bilgi ve düşüncelerin, dünyanın bir tarafından öbür tarafına hızla iletilmesini mümkün kılan ileticim teknolojisindeki şaşırtıcı ilerlemelerdir. "Birbirleri üzerindeki zıt ve sürekli etkileriyle, artma ve azalma, birleşme ve parçalanma ve düzen ve karışıklık gibi eşzamanlı süreçler"e karşın, sevgili Hz. Abdülbaha1nın İlahi Plan'ının gelişiminin yeni aşaması için sayısız yeni fırsatlar da kendilerini göstermektedir.
Kutsal Yıl'ın yaklaşmasıyla birlikte, Hz. Bahaullah'ın Vahyinin hızla
artan etkisi, eski düzenin modası geçmiş yapıları arasından esen ve güçlü sütunları devirerek, meydanı yeni toplumsal düzenlemeler için temizleyen bir rüzgar niteliğine bürünmüştür. Birlik ve yeni bir dünya düzeni çağrısı birçok yönden gelmektedir. Dünya toplumundaki değişiklik, olağanüstü bir hız kazanmıştır. Bu değişikliğin bir özelliği de, esrarengiz ve şahlanmış bir gücün ürünü olarak görünen anilik ve çabukluktur. Bu değişikliğin olumlu yönleri ise, evrensel kavramlara alışılmamış bir açıklık, uluslararası ve bölgesel işbirliğine yönelik bir kımıldanma, birbirleriyle çekişen gruplar tarafından barışçı çözümlere yönelik bir tercih ve ruhani değerler için bir arayış göstermektedir. İnsanlığın sıkıntıları ve karışıklığı sonrasında, Hz. Bahaullah’ın Düzeni'nin amacı konusundaki görüşümüzü yenileyerek, arıtarak ve güçlendirerek, düşünce biçimlerimizi temizleyen, canlandırıcı bu rüzgarın şiddetli etkisini İsm'i Azam'ın Toplumu bile hissetmektedir.
Dünyadaki durum, bize son derece acil ve şiddetli bir biçimde
meydan okurken, ortasına hızla yaklaşmakta olduğumuz Bahai Devri'nin ikinci yüzyılında Yönetim Düzeni'nden beklenenler konusunda Hz. Şevki Efendi'nin cesaret verici evrensel vizyonunu da hatırlatmaktadır. Hz. Şevki Efendi 1946 yılında şöyle yazmaktaydı: "İkinci yüzyıl, o Düzen1in tüm dünyada gelişimi için çalışan güçlerin büyük ölçüde kullanımına ve dikkate değer bir biçimde takviye edilmesine ve aynı zamanda da, o Dünya Düzeni'nin ilk kımıldanışlarına şahit olacaktır. Mevcut Yönetim Düzeni, o Dünya Düzeni'nin müjdecisi, çekirdeği ve modelidir. O Dünya Düzeni, giderek daha belirginleşip, yararlı etkisini tüm gezegene yayarken, tüm insan ırkının reşit oluşunu ve aynı zamanda da, o Düzen'in habercisi olan Dinin olgunlaşmasını ilan edecektir."
Kutsal Yıl'ın müstesna fırsatlarına verilecek önem, İlahi Plan'ın
evriminde yeni bir aşamanın acil görevlerine girişmek üzere bizi şüphesiz hazırlayacaktır. Bu anma yılı, geçen yüz yılın ihtişamı ve üstün başarılarıyla, kazanılacak parlak ödüller arasında uygun bir sınır çizmektedir. İlk olarak, on iki Milli ve Bölgesel Ruhani Mahfilin bu Rızvan'da kurulmasıyla, Yönetim Düzeni'nin daha da büyüyüp güçlenişini sevinç dolu ve minnettar kalplerle karşılıyoruz. Bu 'Mahfillerin sayısının, 1953 yılında On Yıllık Plan'ın başlangıcında mevcut Milli Ruhani Mahfillerin toplam sayısıyla aynı olması ne kadar çarpıcıdır! Bu, Yönetim Düzeni'nin kırk yıldan az bir süre içindeki büyüme hızının sevindirici kanıtıdır. Yeni Mahfillerle birlikte, Sıkkım'ın Hindistan'a katılması ve Liberya'daki karışık durum nedeniyle Bahai Yönetimi'nin dağılması hesaba katıldığında, yedinci Uluslararası Bahai Konvenşını'na katılacak Milli Ruhani Mahfillerin sayısı 165'e ulaşacaktır.
Aşağıdaki Tanrı Emrinin Elleri'nin, temsilcilerimiz olarak kuruluş Konvenşınlarının altısına katılacağını duyurmaktan memnunluk duymaktayız. Amatu'l Baha Ruhiye Hanım Bulgaristan ve Polonya; Bay Ali Ekber Furutan Baltık Devletleri ve Macaristan; Dr.Ali Muhammet Varka Grönland, Ukranya, Bielarus ve Moldavya Konvenşınlarına katılacaktır. Diğer Konvenşınlarda temsilcilerimiz, Müşavirler olacaktır: Bay George Ailen, Kongo Cumhuriyeti; Dr.Farzam Arbab, Orta Asya; Bay Rolf von Czékus, Angola; Bayan Parvin Djoneidi, Nijer; Bay Hartmut Grossmann, Arnavutluk; ve Bay Mesut Hamsi, Azerbeycan.
Ulusların Arzusu olan Kimse'yi Suudunun yüzüncü yıldönümünde
anmak üzere, bundan sadece birkaç hafta sonra, Hz. Bahaullah'ın Makamı'nın kutsal topraklarında çok resmi bir toplantı yapılacaktır. Hz. Bahaullah'ın Fatihlerinin Şeref Listesi, Sevgili Emrin Velisi'nin belirttiği gibi, 28 Mayıs sabahında En Kutsal Makam'ın iç bölümünün giriş kapısında gömülecek ve On Yıllık Plan çağrısına cevap olarak Cemal-i Mübarek'in Dininin sancağını dünyanın her yerindeki bakir bölgelere diken sevgililerin sapmayan kararlılığını ödüllendiren tarihi zaferin bir sembolü olarak orada kalacaktır.
Daha sonra ise, binlerce Bahai, dünyanın her yerindeki kardeşleri
adına ve son derece sembolik bir jest ile, Hz. Bahaullah'ın miras bıraktığı Misak'a saygılarını sunmak ve "Misak Şehri" adını bağışlayarak o şehri yücelten ve Misak'in Merkezi olarak atanan Kimse'nin anısını canlandırmak üzere, Kasım ayında New York'ta yapılacak ikinci Bahai Dünya Kongresi'nde toplanacaklardır. Misak'in tüm dünya insanlarına sağladığı birliğin gücünü de göstereceklerdir. Bu olay, dünyanın gözünde, Bahai toplumu için son derece önemli bir an olacaktır.
Dünyanın her köşesindeki dostların katılacağı aynı amaçlı toplantılar,
uluslararası bu iki olay etrafında gelişecektir. Dostların katılımındaki ruhani nitelik ve saygın tavır, şüphesiz ilahi teyitler çekecek ve dünyanın her yerinde iş başında olan yapıcı güçleri önemli ölçüde etkileyecektir.
Uzun zamandan beri umutlarımızı yönelttiğimiz bir diğer bağış
kaynağı da ortaya çıkacaktır. Hz. Bahaullah şöyle buyuruyordu: "Hapisteyken 'En Kutsal Kitap' adını verdiğimiz bir Kitap vahiy olundu. O Kitap'ta yasalar koyduk ve onu, yer ile göklerdeki her şeyin hakimi olan Rabbınızın emirleriyle süsledik." Bu nedenle, dünyayı sarsan öneminin tam bilincine sahip olarak, Hz. Bahaullah'ın 120 yıl önce Akka'da Udi Hammar'ın Ev1inde vahiy ettiği ve gelecekteki dünya uygarlığının Ferman’ı olacak Akdes Kitabı'nın açıklamalı İngilizce çevirisinin bu yıl içinde yayınlanacağını size duyurmaktayız.
İki önemli anma etkinliğinin ve Bahai Dini'nin Ana Kitabı'nın yaklaşan
basımının vesile olduğu çok güçlü beklentiler arasında, Hukukullah yasası, tüm dünya camiamızın üyeleri için sürekli bir uygulama olarak yürürlüğe konacaktır. Bu kutsal yasanın harekete geçirilmesiyle, vaat edilen ilahi bağışların, Tanrı'nın her ülkedeki sevgilileri üzerine yağdırılmasını diliyoruz.
Böylesine kutsal öneme sahip olaylarla yüklü bir yılın,
düşünülemeyecek kadar güçlü sonuçları olacaktır. Ancak, yakın neticelerini tahmin etmek veya yararlı bir spekülasyonda bulunmak mümkün değildir. Aksine, düşüncelerimizi bu yıl yapılacak resmi etkinliklerin önemine çevirmeliyiz. Çünkü, Kutsal Yıl'ın amacı, uygun olmalarına rağmen, sadece anma toplantılarıyla gerçekleşmeyecektir. Amacının temelinde, her Bahai bireyin en içten düşünceleri için bir fırsat yaratılması vardır. Gerçekten de, bu dönem, ruhun ışık ve kılavuzluk Kaynağı ile buluşması, Hz. Bahaullah'a dönülmesi, O'nun amacının daha iyi takdir edilmesi, ve O'na olan bağlılığın yenilenmesi için özel bir zamandır. İnsanın, en iç mevcudiyetine, Baha'nın Ruhu'nun yaşadığı yere çekilmesi zamanıdır. Burası, Hz. Bahaullah'ın, "Gözünü kendine çevir ki, güçlü, kuvvetli ve kendine yeterli olan Beni göresin" diyerek bizi çağırdığı yerdir. Bu dönem, Misak'a yeniden bağlanma, göreve yeniden kendini adama ve "işlerin en değerlisi" olan tebliğ için gücümüzü canlandırma zamanıdır.
Düşünce ve davranışlarınıza en önemli yardımcı olarak, Hz. Bahaullah'ın şu sözlerinin görüş ve ilhamını şüphesiz isteyeceksiniz: "Ben Hikmet Güneşi ve İlim Denizi'yim. Güçsüze cesaret verir ve ölüyü canlandırırım. Ben, yolu aydınlatan ve yol gösteren Işığım." "Hayatıma yemin olsun! Kendimi, size Kendi irademle göstermedim. Fakat, Tanrı Beni Kendi isteğiyle gösterdi." "Ululuk bulutlarının gölgesinde ve Tanrının verdiği yenilmez hükümranlıkla geldim." "Ben’den yoksun olan kimse, her şeyden yoksundur. Dünyada olan her şeyden yüz çeviriniz ve Ben1den başkasını aramayınız." "Sev Beni seveyim seni. Sen Beni sevmezsen, sevgim seni sarmaz. Bunu bil ey kul." "Kıdem Cemali, insanlığın esaretten kurtulması için zincire vurulmaya razı olmuş, tüm dünyanın gerçek özgürlüğe kavuşması için bu güçlü Kale'de hapsedilmeyi kabul etmiştir. Tüm dünya insanlarının sonsuz sevince ermesi ve mutlulukla dolması için hüzün kadehini sonuna kadar içmiştir."
İç düşüncelerimiz ve göreve vereceğimiz yanıt bize ne yaptırırsa
yaptırsın, bir şeyden emin olmalıyız: Dünyayı Canlandıran Kimse'nin Adı, dünyanın her yerinde ve herkes tarafından bilinecektir. Cemal-i Mübarek'in suudundan tam bir yüzyıl geçmiş olduğu ve dünya insanlarını sıkıntılara sokan kötülüklerin ezici ağırlığı göz önüne getirilince, gerçek keder çığlığının huzur özlemi duyan kalplerden avaz avaz çıktığını gören biz sadık kullar, bu temel ve acil görevde ne bocalayabilir ne de başarısız olabiliriz. Çünkü, Hz. Bahaullah En Yüce Tanrı Mazharıdır, tüm insanlığı Birleştiren ve Kurtaran Kimse'dir, Adaletin Kaynağı'dır ve ölümsüz Sevgili'dir; çünkü, Kendi yanılmaz açıklamasına göre, "Mutlak olan Kimse, tüm yaratıkları, En Merhametli olan İsminin esintileriyle canlandırmak ve dünyayı birleştirmek ve tüm insanları gökten gönderilen bu Sofra etrafında toplamak üzere nurlu bulutlar içinde gelmiştir." Geliniz, Hz. Bahaullah'ın Adını, O'nu dinleyecek olanlara saygınlıkla götürelim, O'nu kabul edecek olanlara bir hazine gibi sunalım, O'nu tanıyacak olanlara sevgiyle söyleyelim.
Hz. Bahaullah’ın Adını her yerde duyurma arzusuyla dolup, En Yüce
Güzellik'e olan özel sevgimizin bir gösterisi olarak, her birimizin bireysel bir tebliğ kampanyası başlatması ve böylelikle, bu kampanyanın ortak gücünün ve dünyanın her yerindeki neticelerinin, bu Kutsal Yıl'ın kutlu etkinliklerini yankılar uyandıracak bir sonuca ulaştırması ve beklenen Üç Yıllık Plan’ın 1993 Rızvan'ında başlatılması için sahnenin hazırlanması ne kadar övgüye değer olurdu!
Son olarak, Hz. Bahaullah’ın suuduna göstereceğimiz tepkinin niteliği
konusunda bizden istediğini Akdes Kitabı'nda ifade eden şu sözleri bu zamanda hatırlamak son derece uygun olacaktır: "Ey dünya insanları, Güzelliğimin güneşi batınca ve cennet çadırım gözlerinizden gizlenince üzülmeyiniz. Emrimi yaymak ve Kelimemi insanlar arasında yüceltmek için kalkınız. Her zaman sizinleyiz ve sizi gerçeğin gücüyle destekleyeceğiz. Biz gerçekten de en güçlüyüz. Beni tanıyan herkes, Bana hizmet için öyle bir kararlılıkla kalkacaktır ki, yerin ve göğün güçleri onu amacında yenilgiye uğratmayacaktır."
Sevgili dostlarımız. Cemal-i Mübarek'in, her birinizi ve hepinizi,
ölümsüz ihtişam yurdundan ilahi gücünün canlandırıcı nefesiyle doldurması için Kutsal Eşik'te dua etmeyi unutmayacağız.
- The Universal House of Justice