Return   Facebook

The Universal House of Justice

Ridván 2006

To the Bahá’ís of the World

Dearly loved Friends,

Rızvan 2006 zafer ve beklenti ruhuyla yüklü bir andır. Hz. Bahaullah’ın her yerdeki inananları, şimdi sona ermekte olan Beş Yıllık Plan sırasındaki başarılarının büyüklüğünden haklı bir gurur duyabilirler. Ve geleceğe de, sadece, kararlılıkları deneyimle çelikleşmiş kimselere bağışlanan bir güven duygusuyla bakabilirler. Tüm Bahai dünyası, önünde duran beş yıllık girişimin kapsamı, isteyeceği bağlılığın derinliği ve mukadder başarılarının sonuçları üzerinde düşünerek heyecana gelmiş bulunmaktadır. Sizler Hz. Bahaullah’ın insanlık için amacının gözler önüne serilişine tanık olma ayrıcalığından dolayı O’na şükran duyguları içinde yönelirken, dualarımız dualarınızla birleşmektedir.

Arz-ı Akdes’de toplanan Müşavirlere ve aynı gün tüm Milli Ruhani Mahfillere gönderilen 27 Aralık 2005 tarihli mesajımızda, 2006’dan 2011’e kadar uzanacak olan Beş Yıllık Plan’ın özelliklerini açıklamış bulunmaktayız. Dostlardan ve kurumlarından mesajı iyice incelemeleri ısrarla istenmişti ve kuşkusuz, onun içeriği sizce iyi bilinmektedir. Şimdi ise, enerjilerinizi önümüzdeki beş yılda dünyanın her yerinde en azından 1.500 kümede yoğun büyüme programları tesis etme hedefine başarıyla ulaşılmasının temin edilmesine yönlendirmenizi, her birinizden ve hepinizden istemekteyiz. Plan’ın başlatılması için ön hazırlığın Müşavirlerin Dünya Merkezi’nden ayrılmalarını takip eden aylarda, peş peşe tüm ülkelerde büyük bir hızla ve sistematik biçimde yapılmış olması, kendisine verilen güç görevi aşmada Bahai toplumunun istekliliğinin bir göstergesidir. Plan’ın gereklerini burada daha fazla açıklamamız gerekmemekle beraber, bireysel ve ortak çabalarınızın yürütüleceği dünyanın genel durumu hakkında birkaç düşünceyi, üzerinde tefekkür etmek üzere size sunmayı zorunlu görmekteyiz.

Hz. Şevki Efendi, yetmiş yılı aşkın bir süre önce, dünyada işleyen güçlerin derin bir analizini sağlayan Dünya Düzeni mektuplarını kaleme almıştı. Sadece kendisine ait olan bir belagat ile, Hz. Bahaullah’ın Zuhuru’yla harekete geçirilen ve biri yıkıcı diğeri ise birleştirici olan ve her ikisi de insanlığı O’nun tasarladığı Dünya Düzeni’ne doğru ilerleten iki büyük süreci anlatmıştı. Büyük gayretlerle tesis edilmekte olan “uygarlığın gözler önüne serilişini niteleyen acılarla dolu yavaşlığa aldanmamamız” veya “çürümekte olan bir çağın kurumlarına sıkıntı veren kronik hastalıkların yıkıcı etkisini bazen durdurur gibi görünen refahın gelip geçici tezahürlerine kanmamamız” konusunda Emrin Velisi tarafından uyarılmıştık. Son on yıllardaki olayların seyri üzerine yapılacak olan hiçbir inceleme, o günlerde böylesine doğrulukla analiz ettiği süreçlerin artan ivmesini takdir etmekte başarısız olamaz.

Yıkıcı güçlerin toplumun dokusunda açtığı yırtığın boyutunu takdir edebilmek için, sadece, insanlığı içine çeken ve giderek derinleşen ahlak krizini düşünmek yeterli olacaktır. Emrin Velisi’nin büyük bir berraklıkla gördüğü bencilliğin, şüphenin, korku ve hilenin kanıtları, rasgele bir gözlemci için bile aşikar olacak biçimde alabildiğince yayılmadı mı? Bahsettiği terör tehdidi, uluslararası sahnede, yerkürenin her köşesindeki genç ve yaşlı herkesin zihnini meşgul edecek büyüklüğe ulaşmadı mı? Dünyevi hevesler, zenginlikler ve zevkler için bastırılamayan susuzluk ve ateşli kovalamaca, gücünü ve etkisini mutluluk, sadakat ve sevgi gibi insan değerlerine egemen olacak kadar sağlamlaştırmadı mı? Aile içindeki birlik ve dayanışmanın zayıflaması ve evliliğe karşı sorumsuzca tutum, toplumun bu temel biriminin varlığını tehlikeye sokacak boyutlara ulaşmadı mı? Hz. Şevki Efendi’nin daha önceden uyardığı gibi, “insan doğasının sapkınlaşması, insan davranışlarının alçalması, insan kurumlarının yozlaşması ve dağılması, ne yazık ki, kendilerini “en kötü ve son derece iğrenç yönleriyle” göstermekteler.

Hz. Şevki Efendi, insanlığın ahlaki çöküşündeki suçun en büyük payını, toplumsal bir güç olarak dinin gerilemesine yüklemektedir. Hz. Bahaullah’ın şu sözlerine dikkatimizi çekmektedir. “Din lambası kararınca, karmaşa ve şaşkınlık çıkacak, hakkaniyet, adalet, huzur ve barış ışıkları artık parlamayacaktır.” Mektuplarının yazılmasını izleyen on yıllar, sadece, dinin ahlaki etki yapma yeteneğinde sürekli bir bozulma değil, dini kurumların uygunsuz davranışları yüzünden kitlelerin ihanete uğradığını da görmüştür. Dini yeniden canlandırma girişimleri, başıboş bırakıldığı takdirde, insanlar arasında uygar ilişkilerin temelini yıkabi-lecek bir fanatizmin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İran’daki Bahailere karşı girişilen ve son zamanlarda şiddetlenen zulüm, karanlığın güçlerinin, iman ışığını parlak bir biçimde yandığı her yerde söndürme kararlılığının yeterli kanıtıdır. Emrin nihai zaferine inanmakla beraber, Emrin, ona geçmişte sıkıntılar verenlerden daha güçlü ve sinsi düşmanlarla mücadele etmek zorunda kalacağı konusunda Emrin Velisi’nin uyarısını unutmaya cesaret edemeyiz.

Emrin Velisi tarafından Dünya Düzeni mektuplarında büyük bir ustalıkla ele alınan bir başka konu olan devlet adamlığının önemi üzerinde kapsamlı bir yorum yapmaya gerek bulunmamaktadır. Zengin ile fakir arasında giderek artan ekonomik uçurum, uluslar arasında çağlar kadar eski düşmanlıkların sürmesi, yerinden yurdundan olmuş insanların sayılarının artması, örgütlü suç ve şiddette olağanüstü artış, yaygın güvensizlik duygusu, birçok bölgelerde temel hizmetlerdeki çöküş, doğal kaynakların gelişigüzel istismar edilmesi - tüm bunlar, dünya liderlerinin, insanlığın sıkıntılarını hafifletmek için uygulanabilir planlar tasarlama konusundaki yeteneksizliklerinin sadece birkaç işaretidir. İçten çabaların harcanma-dığı ve aslında, on yıllarca da katlanmadığı söylenmiyor. Fakat, ne kadar ustaca olursa olsun, bu çabalar “günümüz toplumunun dengesini öylesine şiddetli bir biçimde bozmuş olan kötülüklerin temel nedeni”ni ortadan kaldırmakta çok yetersiz kalmaktadır. Emrin Velisi, “dünyanın politik ve ekonomik birliği için gerekli mekanizmayı tasarlamak bile, düzenli halkların ve ulusların gücünü sürekli zayıflatan zehre karşı bir panzehir sağlayamaz” diye ısrar etmektedir. Emrin Velisi, Hz. Bahaullah tarafından ilan edilen ve “esasları arasında, insanlığın bu çağda birliği için Allah’ın ilahi planını bulunduran İlahi Program’ın kayıtsız şartsız kabulü ile birlikte, her bir ve tüm hükümlerinin yanılmaz yararına olan yılmaz inançtan başka hiçbir şey, eğer kontrol altına alınmazlarsa, umutsuz bir toplumun organlarını kemir-meye devam edecek olan iç parçalanmanın güçlerine eninde sonunda karşı duramayacaktır” diye güvenle iddia etmektedir.

Hz. Şevki Efendi’nin, dünyada ivme kazanmakta olan dağılma sürecini tasviri, gerçekten de duyguları etkileyicidir. Birleşme sürecinin güçlerine ilişkin analizindeki doğruluğu da aynı ölçüde çarpıcıdır. “Altüst olmuş bir toplumun karmaşasından kendiliğinden ortaya çıkmakta olan dünya dayanışması ruhunun giderek yayılması”nın, Hz. Bahaullah’ın insanlığın birliği ilkesinin dolaylı bir tezahürü olduğundan söz etmekteydi. Bu dayanışma ruhu on yıllara yayılmayı sürdürmüştür ve bugün onun etkisi, köklü ırksal taassupların terk edilmesinden dünya vatandaşlığı bilincinin doğuşuna, artan çevre farkındalığından kamu sağlığının iyileştirilmesinde ortak çabalara, insan hakları için kaygıdan evrensel eğitimin sistematik olarak uygulanmasına, inançlar arası etkinliklerin tesis edilmesinden bir tür toplumsal eylemle meşgul yüz binlerce yerel, ulusal ve uluslararası örgütlerin filizlenmesine, bir dizi gelişmede görülmektedir.

Ancak, Hz. Bahaullah’ın inananları için birleşme sürecindeki en önemli gelişmeler, birçoğu Emir ile doğrudan ilişkili olup, Emrin Velisi tarafından bizzat beslenen ve mütevazı başlangıçlarından bu yana muazzam ilerleme kaydedenlerdir. İlk tebliğ planlarını verdiği küçük bir çekirdek inananlar grubundan, her biri Emrin ilkelerini ve emellerini içeren, iyi bir biçimde tesis edilmiş bir etkinlik modeli izleyen ve binlerce yerleşim biriminde varlık gösteren dünya çapında bir toplum büyümüştür. Görevinin ilk on yıllarında büyük özen ve emekle kurduğu Yönetim Düzeni’nin temeli üzerinde, Emrin işlerini yüz seksenden fazla ülkede gayretle yöneten, birbirleriyle sıkı sıkıya kaynaşmış büyük bir Milli ve Mahalli Ruhani Mahfiller ağı inşa edilmiştir. Emrin Korunması ve Yayılması için kendisi tarafından yaratılan ilk Muavenet Heyeti üyeleri grubundan, Uluslararası Tebliğ Merkezi’nin beceriyle rehberlik ettiği ve seksen bir Müşavirin yönetiminde alanda hizmet eden yaklaşık bin kadar sağlam ve güvenilir çalışanlar alayı ortaya çıkmıştır. Emrin Velisi’nin çok büyük enerji adadığı bir süreç olarak, Emrin Dünya Ruhani Merkezi’nin civarındaki Dünya Yönetim Merkezi’nin evrimi, Yüce Adalet Evi’nin, Kermil Dağı’ndaki Binası’na yerleşmesi ve ardından da Uluslararası Tebliğ Merkezi Binası’nın ve Kutsal Eserleri İnceleme Merkezi’nin tamamlanmasıyla önemli bir eşikten geçmiştir. Hukukullah Kurumu, Hz. Şevki Efendi tarafından elli yıl önce atanan Emin olan, Tanrı Emrinin Eli Dr. Ali Muhammed Varka’nın vekaleti altında sürekli ilerlemiş ve tüm insanlık için tasavvur edilemez inayetlerin kaynağı olan bu yüce yasanın geniş biçimde uygulanmasını teşvik etmek için tasarlanan uluslararası bir kurulun 2005 yılında kurulmasıyla doruğa ulaşmıştır. Emrin Velisi’nin, Emrin görüntüsünü uluslararası çevrelerde yükseltme çabaları, hem Emrin çıkarlarını savunmaya hem de onun evrensel mesajını ilan etmeye muktedir, geniş çaplı bir dış ilişkiler sistemini oluşturmuştur. Temsilcilerinin her konuştuğu yerde, Emrin uluslararası alanda gördüğü saygı çok önemli bir başarıdır. Tüm insan ırkının çeşitliliğini yansıtan bir toplumun üyelerinin Hz. Bahaullah’ın Misakı’na açıkça gösterdiği sadakat ve bağlılık, bir benzerini örgütlü hiçbir grubun iddia edemeyeceği bir güç kaynağı oluşturmaktadır.

Emrin Velisi, Yüce Adalet Evi’nin, Oluşum Çağı’nın birbiri ardına gelen dönemlerinde, Milli Ruhani Mahfillerin “birliğini simgeleyecek ve etkinliklerini düzenle-yecek ve birleştirecek” dünya çapında bir dizi girişimler başlatacağını öngörmüştü. Bahai toplumu, son üç dönem boyunca Adalet Evi tarafından verilen küresel Planlar çerçevesi içinde gayretle çalışmış ve bireyin ruhani gelişimini teşvik eden ve üyelerinin ortak enerjilerini toplumun ruhani yeniden canlanışına yönlendiren bir Bahai yaşam modeli kurmakta başarılı olmuştur. Büyük sayıda alıcı ruhlara mesajla ulaşma, onları kabul etme ve kabul ettikleri Emrin gerekleri üzerinde anlayışlarını derinleştirme yeteneği kazanmıştır. Kurucu’su tarafından ilan edilen meşveret ilkesini ortak karar almak için etkin bir araca dönüştürmeyi ve üyelerini onun kullanımı konusunda eğitmeyi öğrenmiştir. Genç üyelerinin ruhani ve ahlaki eğitimleri için programlar tasarlamış ve bunları sadece kendi çocuklarına ve yeni gençlerine değil, daha geniş toplumunkilere de yaymıştır. Elindeki yetenek havuzuyla, hem kendi ihtiyaçlarına hem de genel olarak halkın çıkarlarına hitap eden onlarca dilde ve ciltler dolusu zengin eserler yaratmıştır. Çok sayıda sosyal ve ekonomik gelişim projelerine girişerek, genel olarak toplumun işleriyle giderek daha fazla ilgilenmiştir. Özellikle de, beşinci dönemin 2001 yılında açılışından beri insan kaynaklarını, toplumun tabanına ulaşan bir eğitim programıyla katlamakta önemli adımlar atmış ve sürdürülebilir bir büyüme modeli kurmak için yöntemleri ve araçları keşfetmiştir.

Toplu giriş sürecini ilerletmenin gerekliliğine, burada tasvir edilen güçlerin karşılıklı etkileşimi bağlamında bakılmalıdır. Şimdi başlamakta olan Beş Yıllık Plan, enerjilerinizi bu süreç üzerinde yoğunlaştırmanızı ve özünde bulunan birbirini tamamlayıcı iki hareketin hızlandırılmasını sağlamanızı gerektirmektedir. Bu, sizin en önde gelen kaygınız olmalıdır. Çabalarınız meyve verince ve büyüme dinamikleri yeni bir karmaşıklık düzeyine ulaşınca, önümüzdeki beş yıl içinde dış ilişkiler, sosyal ve ekonomik gelişim, yönetim ve Bahai yasasının uygulanması gibi alanlarda Dünya Merkezi’nin kendisi için de aşılması gereken güçlükler ve fırsatlar olacaktır. Toplumun büyümesi, Ekim 2007’den başlamak üzere her gruptaki ziyaretçi sayısını ikiye katlayarak dört yüze çıkarmak için yeni düzenlemelerin uygulamaya konulmasını gerektirmiştir. Takip edilmesi gereken birkaç başka proje daha vardır. Bunlar arasında Hz. Bahaullah’ın Makamı’nı çevreleyen bahçelerin ve Rızvan Bahçesi ile Mezra’nın daha da geliştirilmesi; Uluslararası Arşiv Binası’nın restorasyonu; Hz. Bab’ın Makamı’nda, boyutları şimdi bilinmeyen yapısal onarımlar; Emrin Velisi tarafından tasavvur edildiği gibi, kıtasal Maşrik’ul Ezkarların sonuncusu olarak Şili Mabedi’nin inşa edilmesi bulunmaktadır. Bu çabalar ilerledikçe, Emrin kaynaklarının mümkün olduğunca Plan’ın gereklerine yönlendirilmesi gerektiğini unutmadan, sizden zaman zaman hem parasal destek hem de özel yetenekler biçiminde yardım isteyeceğiz.

Sevgili dostlar: Dağılma güçlerinin kapsam ve kuvvet kazanmakta olduğu ihmal edilemez. İsm-i Azam’ın toplumunun Tanrı’nın Eli’yle güçten güce kılavuzlanmış olduğu ve şimdi boyutlarını artırması ve kaynaklarını güçlendirmesi gerektiği de aynı ölçüde açıktır. Beş Yıllık Plan tarafından belirlenen rota açıktır. İnsanlığın zor durumunun farkında olan ve tarihin hangi yönde geliştiğinin bilincinde olanlarımız, tam kapasitemizle ayağa kalkarak, kendimizi Plan’ın amacına nasıl olur da adayamayız? Emrin Velisi’nin “sahne kurulmuştur” sözleri, bunları Yedi Yıllık Plan sırasında yazdığı gibi şimdi de doğru değil mi? Şu sözleri kulaklarınızda çınlasın: “Kaybedecek zaman yoktur.” “Tereddüte yer yoktur.” “Böyle bir fırsatın yeri doldurulamaz.” “Denemek, sebat etmek, nihai ve tam zaferi temin eder.” Kılavuzlanmanız ve korunmanız için Kutsal Eşik’te sürekli dualarımızdan emin olunuz.

 

Windows / Mac