Return   Facebook

The Universal House of Justice

Ridván 2018

To the Bahá’ís of the World

Dearly loved Friends,

Sizleri, Cemal-i Mübarek’in Doğumu’nun ikiyüzüncü yıldönümünü işaret eden o unutulmaz kutlamaların sonrasında halen etkisi süren coşkun duygular içinde selamlıyoruz. O gün ve o zamandan beri neler olup bittiğini düşünürken, şu an gözler önündeki küresel Bahai toplumunun mevcut Planın ilk altı döngüsüne giriştiği zamankiyle aynı toplum olmadığını fark ediyoruz. Misyonu konusunda, daha önce hiç olmadığı kadar bilinçlidir. Kendi toplum yaşamıyla dostları ve tanıdıkları temasa geçirme; mahallelere ve köylere birleşmiş bir çaba ilhamı verme; ruhani gerçeklerin devamlı pratik harekete nasıl dönüştürülebileceğini daha incelikle ifade etme; ve her şeyin ötesinde, sadece dünyayı yeniden inşa edecek öğretiler hakkında değil, aynı zamanda bu öğretileri öğreten Kimse, yani Hz. Bahaullah hakkında sohbet etme kapasitesi konusunda benzeri görülmemiş bir artış yaşamıştır. Çok sayıda dilde, yetişkin, genç ve çocuklar tarafından aktarılan ve O’nun hayatını ve katlandığı acıları anlatan hikâyeler, sayısız kalplere dokunmuştur. Bazı insanlar O’nun Emrini daha fazla araştırmaya hazır olduklarını gösterirken, diğer bir kısmı birlikte çalışma taahhüdü vermiş, birçok alıcı ruh ise inancını ikrar etmiştir.

İlerlemeye vurgu yapan bir işaret de, Emrin milli düzeyde bilinmezlikten çıkmış olduğunun artık sayısız yerlerde belirgin hale gelmesiydi. Hükümet liderleri ve düşünce önderleri vardı ki dünyanın Hz. Bahaullah’ın vizyonuna muhtaç durumda olduğunu ve Bahailerin çabalarının takdire şayan olup genişletilmesi gerektiğini açık bir şekilde dile getirdiler – ve bazen de kişisel olarak bunu vurguladılar. Hz. Bahaullah’a hürmetini göstermek ve O’nun yaşamını kutlamalarla anmak isteyenlerin sadece Bahailer olmadığını görmek bize sevinç vermiştir; Bahai toplumuna ilaveten bazı dost kimselerden de bu özel toplantılara ev sahipliği yapanlar olmuştur. Emre karşı düşmanlığın var olduğu bölgelerde ahbaplar umutsuzluğa kapılmamışlardır. Harikulade bir metanet sergileyerek kendi yurttaşlarını gerçeği araştırmak konusunda teşvik etmişlerdir ve birçok kişi neşeyle kutlamalara katılmıştır. İkiyüzüncü yıldönümü aynı zamanda sanatsal ifadede sonsuz çeşitlilikte coşkulu bir üretkenlik meydana getirmiştir ki bu da onun içinden doğduğu sevgi pınarının fevkalade bir kanıtıydı. Bahai toplumunun bu yıldönümüne yaklaşımlarının tümünün özelliği, mevcut küresel Planlar serisi başladığından bu yana, şimdi yirmi yıldan fazladır ne kadar çok şey öğrenildiğinin teyidi idi. Birey inanan inisiyatif aldı, toplum kolektif çaba içinde ayağa kalktı ve dostlar yaratıcı enerjilerini kurumlarca hazırlanan planlara kanalize etti. İki yüzyılın geçişine işaret eden anlamlı bir yıldönümü, bir sonraki yüzyıl için toplumlar kurma işine güçlü bir dürtü sağlamıştır. İkiyüzüncü yıldönümlerinden ikincisine doğru giden bu zaman diliminde, geliniz böylesine sevgiyle ekilmiş her bir tohum meyve vermek üzere sabırla beslensin.

Mevcut Planın geçen iki yılında, doğal olarak her ülkede ilerleme aynı şekilde olmamakla birlikte, dünyadaki yoğun büyüme programlarının sayısı hâlihazırdaki küresel girişimde düşünülmüş olan beş binin yarısına yaklaşmakta ve bu sayının artma hızı da düzenli olarak yükselmektedir. Biraz daha yakından bakılınca; bireyler, toplumlar ve kurumların güçleri ve potansiyellerinin nasıl ortaya çıkmakta olduğuna dair umut verici işaretler vardır. Her yerdeki inananlar için, ikiyüzüncü yıldönümü kutlaması deneyimi göstermiştir ki, günlük yaşamda etraflarındaki insanlarla olan etkileşimlerinin çoğu tebliğ ruhuyla aşılanabilir. Binlerce köy ve mahalledeki çaba ivme kazanırken de, bunların her birinde canlı bir toplum yaşamı kök salmaktadır. Bu aktivite modelini gittikçe daha da çok yere yayıp genişletmeye yönelik sistemin daha iyi yerleşmekte olduğu –ve bu sayede dostların bir gelişim çizgisi boyunca üçüncü kilometre taşını geçmelerini mümkün kıldığı– kümelerin sayısı dikkat çekici derecede artmıştır. İşte burada, yani Bahai dünyasının öğrenmesinin ön saflarında ve özellikle de kitlelerin Hz. Bahaullah’ın vizyonuna doğru hareketindedir ki, yalnızca büyük sayıda insanlar Bahai aktivitelerinin genişleyen kucaklayıcılığına gelmekle kalmıyor aynı zamanda dostlar da şimdi büyük toplulukların kendilerini İsm-i Azam’ın toplumu ile nasıl özdeşleştirmekte olduklarını öğreniyorlar. Çocuklar birbiri ardına sınıf seviyelerinde kesintisiz şekilde ilerlerken ve yeni gençlik ruhani güçlendirme programının her bir düzeyi bir öncekini sağlıklı bir şekilde takip ederken, Emrin eğitimsel çabalarının bu gibi yerlerde daha yapılanmış bir karaktere büründüğünü görmekteyiz. Yine bu yerlerde eğitim enstitüsü, giderek daha büyük sayılardaki çocuk ve yeni gençlere ruhani ve ahlaki eğitim sağlamak üzere yeterli insan kaynakları yetiştirilmesini güvence altına almayı öğreniyor. Bu temel aktivitelere katılım, nüfusun kültüründe öylesine yerleşik hale gelmektedir ki bu, bir toplumun yaşamının vazgeçilmez bir yönü olarak görülmektedir. Kendi gelişiminin sorumluluğunu üstlenen bir halkın içinde yeni bir canlılık kendini göstermektedir ve bu insanlar, pasiflik yaratıp bunu besleyen toplumsal güçlere karşı bağışıklık geliştirmekteler. Maddi ve ruhani ilerlemenin imkânları gitgide biçim almakta ve toplumsal gerçeklik dönüşüm geçirmeye başlamaktadır.

Aziz dostlar, bu gerçekten de Sevgililer Sevgilisi’ne şükürler sunulması gereken bir andır. Cesaretlenmek için birçok sebep mevcuttur. Yine de, geri kalan görevin büyüklüğünün fazlasıyla farkındayız. Esas olarak, daha önce belirttiğimiz gibi, yüzlerce kümede, etraflarındaki insanlarla beraber büyümeyi besleme ve kapasite inşa etme üzerinde sürdürülebilir bir odağı koruyacak, ve hareket üzerinde yansıma ve deneyimden öğrenme kabiliyetleri ve disiplinleriyle ayırt edilen bir büyüyen inananlar grubu ortaya çıkmalıdır. Genişleyen bir çekirdek bireyler grubunu her bir yerde, yani sadece küme seviyesinde değil, mahalle ve köylerde de yetiştirmek ve ona eşlik etmek, hem güçlü bir meydan okuma, hem de hayati bir ihtiyaçtır. Ancak, bunun gerçekleşmekte olduğu yerlerde, sonuçlar söze gerek kalmaksızın kendini göstermektedir.

Emrin kurumlarının, bu en önemli ihtiyacı düşüncelerinin ön saflarında tuttuklarını, ilerlemeden ortaya çıkan içgörülerin yaygın uygulanmasını sağlamak için etkili mekanizmalar tasarladıklarını görmek bize güven vermektedir. Aynı zamanda daha büyük deneyim, hem milli, hem bölgesel hem de yerel kurumlara daha geniş bir vizyon bahşediyor. Bu kurumlar toplumun gelişiminin bütün yönleriyle ilgilenmektedirler ve kendi toplumlarının üyelerinin ötesinde insanların refahı konusunda kaygı duymaktadırlar. Enstitü sürecinin insanların ilerlemesi için sahip olduğu derin imalar konusunda bilinçli olarak, eğitim enstitüsünün nasıl güçlendirilebileceğine özellikle dikkat ediyorlar. Toplumun odağının sürekli Planın gereklilikleri üzerinde olması ihtiyacı konusunda dikkatlidirler ve sürekli genişleyen dostlar çemberini birliğin gittikçe daha üst seviyelerine doğru çağırıyorlar. İdari ve finansal sistemlerini daha iyi hale getirme sorumluluklarını sadakatle muhafaza ediyorlar; öyle ki büyüme ve sağlamlaşma çalışmaları uygun şekilde desteklenebilsin. Bütün bunlarda, nihayette toplumda etkili ruhani güçlerin serbest kalmasına götürecek şartların beslenip geliştirilmesiyle meşguller.

Toplum kurma çalışmaları yoğunlaşırken, ilahi öğretileri incelemeleri vasıtasıyla şevkleri tutuşmuş olan dostlar, etraflarındaki toplumun koşullarını iyileştirmek için geliştirdikleri yeni kapasitelerden yararlanıyorlar. Kısa süreli projelerin sayısı hızla artmış ve resmi programların erişim alanları genişlemiş olup, şimdi eğitim, sağlık, tarım ve diğer alanlarla meşgul Bahai ilhamlı daha fazla sayıda gelişim organizasyonu bulunmaktadır. İnsanların bireysel ve kolektif yaşamlarında sonuç olarak ortaya çıkan gözle görülebilir dönüşümden, Hz. Bahaullah’ın Emri’nin toplum kurma gücünün apaçık kıpırtıları fark edilebilir. O halde, Bahai Uluslararası Toplumunun Ofislerinin toplumun yaygın diskurlarına katılma çabalarında, ister basit ister karmaşık, ister belirli süreli ister uzun zamandır sürdürülen olsun, toplumsal hareketin bu gibi örneklerinden giderek artan bir şekilde ilham alıyor olmasına şaşmamak gerekir. Toplumun yaygın diskurları, Emir için, iyi ilerlemiş olan başka bir önemli çalışma alanıdır. Milli seviyede, o toplum için anlamlı diskurlara – kadın erkek eşitliği, göç ve uyum, toplumsal dönüşümde gençlerin rolü, dinlerin bir arada var olması ve diğerlerine– katkılar, artan güven, yeterlik ve içgörü ile yapılmaktadır. Ve her nerede yaşıyor, çalışıyor veya öğrenim görüyor olurlarsa olsunlar, her yaştan ve geçmişten inananlar, Hz. Bahaullah’ın muazzam Vahyi ile biçimlenen ilkeli bir bakış açısını etraflarındakilerin dikkatine sunarak, belirli diskurlara değerli katkılarda bulunuyorlar.

Diskurların ortaya çıktığı çeşitli alanlarda Emrin saygın konumu, onun Dünya Çapında İnternet Ağındaki resmi varlığıyla çok daha güçlenmiştir ki, bu mevcudiyet, pek çok milli Bahai internet sitesinin açılması ve Bahai.org ile bağlantılı siteler ailesinin daha da geliştirilmesiyle önemli ölçüde genişlemiştir. Bunun, Emrin hem yayılması hem de korunması bakımından çok büyük değeri vardır. Sadece birkaç günlük bir sürede büyük bir küresel izleyici kitlesi, Emir hakkında dikkatli bir şekilde tasarlanan ve ikiyüzüncü yıldönümü internet sitesinde sunulup eş zamanlı olarak dokuz dilde güncellenen içeriğe cezbolmuştur ve bu içerik şimdi, yapılan kutlamaların çeşitliliğini resmeden her bir ülkeye ilişkin sayfalarla daha genişlemiştir. “The Bahá’í Reference Library [Bahai Kaynak Kütüphanesi]” sitesine, Kutsal Eserler’den daha önce çevirisi yapılmamış ve yayınlanmamış pasaj ya da Levihlerin zamanla çevrimiçi yayınlanmasına izin verecek bir özellik katmak için yapılan planlar çok ilerlemiş durumdadır. Bunun yanı sıra, Hz. Bahaullah’ın ve Hz. Abdülbaha’nın İngilizceye çevrilmiş Yazılarından oluşan yeni kitapların önümüzdeki yıllarda erişilir hale gelmesi için hazırlıklar da yapılmaktadır.

Şili/Santiago ve Kamboçya/Battambang’da olmak üzere, dünyada en son açılışı yapılan Mabetler, yerleşik cazibe merkezleri ve Emrin temsil ettiği her şeye dair toplumları için yol gösterici ışıklar haline geliyorlar. Ve onların sayıları artmak üzeredir. Kolombiya/Norte del Cauca’daki Mabet için açılış töreninin Temmuzda olacağını ilan etmekten dolayı sevinç duymaktayız. Bundan başka, daha fazla Mabedin inşası da hemen yakın ufukta durmaktadır. Vanuatu’da, inşaata başlamak için izin alınmaktadır. Hindistan’da ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde, son derece karmaşık ve zorlayıcı bir süreç nihayetinde arazinin başarıyla elde edilmesinin yolunu açmıştır. Nevruz’da Papua Yeni Gine’de gözler önüne serilen ilk Milli Maşrıku’l-Ezkâr tasarımını görmekten duyulan sevinç daha hiç azalmadan, Kenya’daki mahalli Mabet tasarımı da açıklandı. Bu arada, Araştırma Bölümümüz tarafından hazırlanarak yeni yayımlanan, Maşrıku’l-Ezkâr kurumu hakkındaki bildiri ve derlemenin dostların ibadetin toplum yaşamındaki önemine dair takdirlerini daha da teşvik edeceği konusunda güçlü bir beklentiye sahibiz. Zira hizmet aktivitelerinde, özellikle de düzenli dua toplantılarında her yerdeki Bahailer gelecek Mabetlerin ruhani temellerini atıyorlar.

1996’da başlayan ve tek bir amaca odaklanan çeyrek yüzyıllık bir çabanın geriye sadece üç yılı kalmıştır ki, bu amaç da; toplu girişte önemli bir ilerlemedir. Rızvan 2021’de, Hz. Bahaullah’ın inananları tek bir yıl sürecek bir Plan’a başlayacaklar. Kısa fakat mucizelere gebe bu bir yıllık çaba, Emrin gemisini Bahai Devri’nin üçüncü yüzyılına taşıyan yeni bir Planlar dalgası başlatacaktır. Bu hayırlı beklentilerle dolu on iki ay boyunca, Bahai dünyasının Hz. Abdülbaha’nın Suudu’nun yüzüncü yıldönümünü anması, her Milli Ruhani Mahfilden ve her Bölgesel Bahai Konseyinden temsilcilerin davet edileceği, Bahai Dünya Merkezi’nde gerçekleşecek özel bir toplantıyı da kapsayacaktır. Ama bu, inananları gelecek on yılların gereksinimlerine hazırlayacak bir dizi olayın ancak ilki olacak, Hz. Abdülbaha’nın Vasiyetnamesi’nin ilk herkese açık okunuşundan itibaren bir yüzyılın geçmiş olacağı sonraki Ocak ayı, Arz-ı Akdes’te Kıtasal Müşavirler Heyetlerini ve Koruma ve Yayılmadan Sorumlu Muavenet Heyetlerinin tüm üyelerini bir araya getiren bir konferansa da vesile olacaktır. Bu iki tarihi toplantıda salıverilen ruhani enerji daha sonra, bulundukları her ülkede Tanrı dostlarının tümüne taşınıp götürülmelidir. Bu maksatla, izleyen aylarda, gelecek Bir Yıllık Plan’ı takip edecek çok yıllık çaba için bir katalizör olmak üzere bir dizi konferans yapılacaktır.

Böylece, Hz. Abdülbaha’nın İlah Planı’nın gözler önüne serilişindeki yeni bir evre yaklaşmaktadır.

Ama heyecan verici ve daha yakındaki bir olasılıklar manzarası hemen önümüzde durmaktadır. Hz. Bab’ın Doğumu’nun ikiyüzüncü yıldönümüne sadece bir buçuk yıl kalmıştır. Bu dönem, İnancımızın, dramatik görevinin süresinde insanlığı tarihin yeni bir çağına iten Şehit Müjdecisi’nin olağanüstü kahramanlığını hatırlamanın dönemidir. Her ne kadar bizim zamanımızla arasında iki asır uzanmakta ise de Hz. Bab’ın içinde zuhur ettiği toplum, zulüm anlamında ve sayısız insanın ruhtaki bilgi susuzluğunu giderecek cevaplara duyduğu güçlü özlem bakımından bugünün dünyasına benzemektedir. Bu ikiyüzüncü yıldönümünün yaraşır bir şekilde nasıl anılacağı üzerinde düşünürken, bu kutlamaların kendine özgü bir karaktere sahip olacağını açıkça görüyoruz. Bununla birlikte, aktivitede, gerek zenginliğinde gerek kapsayıcılığında daha yeni geride bıraktığımız ikiyüzüncü yıldönümünün ardından yaşanandan daha az olmayan bir serpilip büyüme bekliyoruz. Bu, her bir toplumun, her bir hane halkının ve her bir yüreğin hiç şüphe yok ki şevkle ve sabırsızlıkla bekleyeceği bir olaydır.

Önümüzdeki aylar aynı zamanda, Hz. Bab’ın yılmaz takipçilerinin hayatlarını da hatırlamak için özel bir zaman olacaktır – onlar ki inançlarını, Emrin tarih sayfalarını ebediyen süsleyecek, eşi benzeri olmayan fedakârlık davranışlarıyla ifade etmiş kadın ve erkek kahramanlardır. Onların korkusuzluk, adanmışlık ve Allah’tan başka her şeyden kesilmişlik nitelikleri, giriştikleri cüretli işi araştırıp öğrenen her bir kişi üzerinde izini bırakmaktadır. Bu aslan yüreklilerin pek çoğunun, tarihe silinmez izlerini bıraktıklarında öylesine genç yaşta olmaları ne kadar da çarpıcı! Onların bu örneği, yaklaşan dönem esnasında, bütün inananlar topluluğuna ama özellikle de, amacı dünyayı dönüşüme uğratmaktan başka bir şey olmayan bir harekete öncülük etmeye bir kez daha çağrılmış gençlere cesaret versin.

Bizim parlak, pek parlak umudumuz, işte budur. Bu Rızvan ile önümüzdeki ikiyüzüncü yıldönümü arasındaki altı döngüde –ve doğrusu, mevcut Plan’ın kalan üç yılı boyunca– geliniz Hz. Bab’ın havarilerini ilahi ışığı yaymak için ileri iten yürek yakıcı ve her şeyden üstün bu aynı sevgi size büyük işler yapma ilhamı versin. Kutsal Eşik’teki yalvarımız, semavi yardımın alıcıları olabilmeniz içindir.

 

Windows / Mac