The Universal House of Justice
Ridván 2021
To the Bahá’ís of the World
Dearly loved Friends,
Emrin tarihinin en anılmaya değer bir bölümünde şimdi son sözler yazılmıştır ve yeni bir sayfa açılmaktadır. Bu Rızvan, olağanüstü bir yılın, Beş Yıllık bir Planın ve 1996’da başlayan bütün bir Planlar serisinin sona ermesine işaret etmektedir. Gelecek Rızvan’da başlayacak olan dokuz yıllık bir çabanın öncüsü olarak hizmet edecek çok önemli bir on iki ay olacağı vaadini taşıyan bir yılla beraber yeni bir planlar serisi, bizleri davet etmektedir. Önümüzde hızlı bir şekilde güç kazanmış ve ileriye doğru büyük adımlar atmaya hazır bir toplum görüyoruz. Ancak bu noktaya ulaşmak için ne kadar çok çaba harcamanın gerekmiş olduğu ve yol boyunca edinilen içgörülerin ne kadar zor kazanıldığı konusunda hiçbir yanılsama olmamalıdır: Öğrenilen dersler toplumun geleceğini şekillendirecektir ve bunların nasıl öğrenildiğinin hikâyeleri bundan sonra yaşanacak olanlara ışık tutmaktadır.
Gelişmeleri ve kendi içgörüleriyle dolu olan ve 1996’ya götüren on yıllar, birçok geniş toplumda çok sayıda insanın Emrin sancağı altına girmeye hazır olacakları konusunda şüphe bırakmamıştı. Yine de, geniş çaplı tescillerin gerçekleşmesi ne kadar teşvik edici oldu ise de, farklı ortamlarda geliştirilebilecek sürdürülebilir bir büyüme sürecine denk değildi. O zamanlar layıkıyla yanıt vermek konusunda deneyimleri yetersiz olan toplum, derin sorunlarla karşı karşıya kaldı. Büyümesine yönelik çabaların, sağlamlaşma süreci ile nasıl el ele ilerleyebileceği ve görünüşe göre aşılması zor ve uzun süredir devam eden sürdürülebilir büyüme meydan okumasına, nasıl çözüm bulabilecekti? Hz. Bahaullah’ın öğretilerini eyleme dönüştürmeyi başarabilecek bireyler, kurumlar ve toplumlar nasıl yetiştirilebilirdi? Ve öğretilere cezbolmuş kimseler, nasıl küresel bir ruhani teşebbüsün baş aktörleri olabilecekti?
Çeyrek asır önce, ön saflarında halen üç Tanrı Emri’nin Elini görebilen dünya Bahai toplumu, daha önce gelen planlardan farklı olarak tek bir hedefe, yani toplu giriş sürecinde önemli bir ilerlemeye dönük odaklanışıyla ayırt edilen bir Dört Yıllık Plana işte bu şekilde başladı. Bu hedef, devamında gelecek Planlar serisini tanımlıyordu. Toplum zaten şu anlayışa ulaşmıştı ki bu süreç sadece Emre büyük gruplar halinde giriş değildi, ne de kendiliğinden ortaya çıkacaktı; amaçlı, sistematik, hızlı büyüme ve sağlamlaşmayı ima ediyordu. Bu iş, çok sayıda ruhun bilinçli katılımını gerektirecekti ve 1996’da Bahai dünyası bunun gerektirdiği çok geniş kapsamlı eğitimsel meydan okumayla ilgilenmeye davet edildi. Büyüme sürecini devam ettirmek için gerekli olan kapasitelerle donanmış giderek artan sayılarda birey akışını oluşturmaya odaklanan bir eğitim enstitüleri ağını kurmaya çağrıldı.
Dostlar, tebliğ sahasında daha önceki zaferlerine rağmen, hangi kapasitelerin kazanılacağı ve daha da önemlisi bunların nasıl elde edileceği konusunda öğrenecekleri çok şey olduğunun iyice farkında olarak bu göreve başladılar. Birçok şekilde toplum, yaparak öğrenecekti ve öğrendiği dersler, zaman içinde farklı ortamlarda uygulanmak suretiyle süzülüp arıtılınca, nihayetinde eğitim materyallerine dahil edilecekti. Bazı aktivitelerin bir nüfusun ruhani ihtiyaçlarına doğal bir yanıt olduğu görüldü. Çalışma çemberleri, çocuk sınıfları, dua toplantıları ve daha sonrasında da yeni gençlik gruplarının, bu bağlamda temel öneme sahip oldukları göze çarptı ve ilişkili aktivitelerle birlikte örüldüğünde, ortaya çıkarılan dinamikler canlı bir toplum yaşamı modeline yol açabilirdi. Ve bu çekirdek aktivitelere katılanların sayısı arttıkça, esas amaçlarına yeni bir boyut eklendi. Geniş toplumdan gençleri, yetişkinleri ve bir bütün olarak aileleri Hz. Bahaullah’ın Vahyiyle buluşturan kapılar olarak hizmet etmeye başladılar. Ayrıca toplum kurma çalışmaları için, belirgin sosyal ve ekonomik özelliklere sahip, yönetilebilir büyüklükte bir coğrafi bölge olan “küme” bağlamında stratejiler düşünmenin ne kadar pratik olduğu netleşiyordu. Küme düzeyinde basit planlar hazırlama kapasitesi beslenmeye başlandı ve bu planlar da üç aylık aktivite döngüleri halinde organize edilmek suretiyle, Emrin büyüme programları ortaya çıktı. İlk başlarda önemli ve net bir anlayış doğdu: Bireylerin bir kurslar serisindeki hareketi, kümelerin bir gelişim çizgisi boyunca hareketine ivme kazandırmakta ve bu hareketle sürekli kılınmaktadır. Bu tamamlayıcı ilişki her yerdeki dostların kendi çevrelerinde büyümenin dinamiklerini değerlendirmelerine ve artan güç yönünde bir yol haritası çıkarmalarına yardımcı oldu. Zaman ilerledikçe, bir kümede olup bitenleri hem üç eğitim zorunluluğu yani çocuklara, yeni gençlere ve gençlerle yetişkinlere hizmet etmek- açısından, hem de büyüme ritmi için gerekli olan aktivite döngüleri açısından incelemenin yararlı olduğu anlaşıldı. Bugün gördüğümüz büyüme sürecinin en göze çarpan özelliklerinin çoğu, yirmi beş yıllık bir çabanın ortalarında iyice yerleşmeye başlıyordu.
Dostların çabaları yoğunlaştıkça, büyüme süreci ile evrensel ilgisi olan çeşitli prensipler, kavramlar ve stratejiler, yeni unsurlar barındıracak şekilde evrilebilen bir hareket çerçevesi halinde belirginleşmeye başladı. Bu çerçeve, muazzam bir canlılığın salıverilmesi için temel oluşturduğunu ispatladı. Deneyim göstermiştir ki, bu, dostların enerjilerini sağlıklı toplumların büyümesine olanak sağlayan şekillerde kanalize etmeleri için yardımcı oldu. Ancak bir çerçeve bir formül de değildir. Çerçevenin çeşitli unsurlarını hesaba katarak, bir kümenin, bir yerleşim biriminin ya da basitçe bir mahallenin gerçekliğini değerlendirirken, Bahai dünyasının deneyimlerinden de yararlanarak o yerin özel koşullarına uygun cevapları verecek bir aktivite modeli geliştirilebilir. Bir tarafta katı şartlar diğer tarafta sınırsız kişisel tercihler arasında var olan bir ikilem, bireylerin, özünde uyumlu ve deneyim biriktikçe sürekli olarak geliştirilen bir süreci destekleyebilecekleri araçların çeşitliliği konusunda yerini daha incelikli bir anlayışa bıraktı. Bu çerçevenin ortaya çıkışının yansıttığı ilerleme konusunda şüphe olmasın: Bir bütün olarak Bahai dünyasının çabalarını uyumlu hale getirmeye ve birleştirmeye ve ileriye doğru yürüyüşünü sevk etmeye yönelik imalar büyük sonuçlar taşımaktaydı. Planlar birbirini takip ettikçe ve toplum kurma çalışmalarına katılım daha geniş bir temele yerleştikçe, kültür seviyesindeki gelişmeler daha göze çarpar hale geldi. Örneğin, genç yaşlardaki nesilleri eğitmenin önemi, özellikle yeni gençler tarafından yansıtılan olağanüstü potansiyelde olduğu gibi, daha geniş bir çapta takdirle karşılanmaya başlandı. Ortak bir yolda birbirlerine yardımcı olup eşlik eden ve karşılıklı destek çemberini sürekli olarak genişleten ruhlar, hizmet için kapasite geliştirmeyi hedefleyen bütün çabaların peşinde oldukları bir model haline geldi. Ruhani duyarlılıkları alevlendirip körüklemede anlamlı sohbetlerin gücü konusunda farkındalık oluştukça, dostların kendi aralarındaki ve etraflarındaki insanlarla etkileşimleri bile değişim geçirdi. Ve anlamlı bir biçimde, Bahai toplumları giderek daha çok dışa dönük bir yönelme benimsediler. Emrin vizyonuna duyarlı herhangi bir ruh; eğitim aktivitelerinin, dua toplantılarının ve toplum kurma çalışmalarının diğer unsurlarının aktif bir katılımcısı, hatta bir destekleyicisi ve kolaylaştırıcısı olabilirdi; bu ruhların arasından birçoğu Hz. Bahaullah’a imanlarını da ilan ettiler. Dolayısıyla, büyük sayılarda insanın nasıl Emri bulabilecekleri, ona aşina olup onun amaçlarıyla nasıl özdeşleşebilecekleri, aktivitelerine ve meşveretlerine nasıl katılabilecekleri ve birçok durumda da onu ne şekilde kabul edebilecekleri konularında teori ve varsayımlara daha az dayanan ancak gerçek deneyime ise daha çok yer veren bir toplu giriş süreci anlayışı ortaya çıktı. Gerçekten, enstitü süreci bir bölgeden diğerine güçlendikçe, Plan’ın çalışmalarına katılan bireylerin sayısı, yakın bir zamanda Emirle tanışanlara da uzanarak, büyük bir hızla arttı. Ancak bu durum sadece sayılara dair bir kaygı tarafından yönlendirilmiyordu. Eş zamanlı olarak gerçekleşmekte olan, Tanrı Sözünün çalışılması ve her bireyin derin bir ruhani dramanın bir baş aktörü olma kapasitesinin takdir edilmesi üzerine kurulmuş, bir bireysel ve kolektif dönüşüm vizyonu, bir ortak çaba duygusunun oluşmasına yol açmıştı.
Bu yirmi beş yıllık dönemin en çarpıcı ve ilham verici özelliklerinden biri, inançla ve cesaretle toplumun çabalarının ön saflarında hak ettikleri yeri alan Bahai gençlerinin yaptıkları hizmetler olmuştur. Emrin mübelliğleri ve küçüklerin eğitimcileri olarak, gezici kolaylaştırıcılar ve iç muhacirler olarak, küme koordinatörleri ve Bahai alt kurumlarının üyeleri olarak, beş kıtada gençler, toplumlarına adanmışlıkla ve fedakârlıkla hizmet etmeye kalktılar. İlahi Planın ilerlemesinin üzerine dayandığı görevleri yerine getirmede göstermiş oldukları olgunluk, onların ruhani canlılıklarının ve insanlığın geleceğini korumaya adanmışlıklarının ifadesidir. Giderek daha aşikâr olan bu olgunluğun karşılığında, bu Rızvan’dan hemen sonra, bir inananın bir Ruhani Mahfilde hizmet etmeye hak kazanma yaşı yirmi bir olarak kalmakla birlikte, Bahai seçimlerinde oy verme yaşının on sekize düşürülmesine karar verdik. Bu yaşta olan her yerdeki Bahai gençlerinin her Bahai seçmenin çağrıldığı “kutsal görevi” “özenle ve gayretle” yerine getirme becerisine güvenimizi haklı çıkaracaklarına şüphemiz yoktur.
Toplumların gerçekliklerinin doğal olarak büyük oranda farklılıklar gösterdiğinin bilincindeyiz. Farklı milli toplumlar ve bu toplumların içinde farklı yerler, bu Planlar serisine farklı gelişim noktalarında başladılar; o zamandan bu yana da, farklı hızlarda gelişme gösterdiler ve farklı gelişim seviyelerine ulaştılar. Bu, özü itibarıyla yeni bir şey değildir. Bir yerdeki alıcılık seviyesinin değişik olması gibi, o yerlerdeki koşulların değişiklik gösterdiği durumlar her zaman için var olmuştur. Ancak, bir toplumun kapasite, güven ve birikmiş deneyiminin, yakın ve uzak kardeş toplumlarının da yardımını alarak, yükselmesinin bir işareti olarak kabaran bir dalgayı da algılamaktayız. Bir örnek olarak, 1996 yılında yeni bir yerleşim birimini açmak için ayağa kalkan ruhların cesaret, inanç ve adanmışlık konusunda hiçbir eksiklikleri yok iken, bugün her yerdeki emsalleri bu aynı özellikleri, bütün Bahai dünyasının yirmi beş yıllık çabasının birikimi olan bilgi, içgörü ve becerilerle birleştirerek, büyüme ve sağlamlaşma çalışmalarını sistematikleştirip geliştirmek amacıyla kullanıyorlar.
Bir toplumun başlangıç noktası ne olursa olsun; inanç, sebat ve bağlılık vasıflarını öğrenme istekliliği ile birleştirdiğinde, büyüme sürecini ilerletmiştir. Aslında bu Planlar serisinin çok değer verilen bir mirası, herhangi bir gelişme çabasının öğrenmeye yönelme ile başladığının geniş çapta kabul görmesidir. Bu kuralın basitliği, ondan çıkan imaların önemini gizlemektedir. Belirli bir zamanda, her kümenin gelişim çizgisi boyunca ilerleyeceğinden şüphe etmiyoruz; koşulları ve imkânları benzer olanlara oranla en hızlı gelişen toplumlar, düşünce birliğini besleme ve etkili hareket konusunu öğrenmede bir yetenek sergilemişlerdir. Ve bunu harekete geçmekte tereddüt etmeden yaptılar.
Öğrenmeye bağlılık, hata yapmaya hazırlıklı olmak anlamına da geliyordu – ve bazen hatalar elbette rahatsızlık verdi. Beklenebileceği gibi, yeni metotlar ve yaklaşımlar ilk başlarda deneyim eksikliği nedeniyle tecrübesiz bir şekilde kullanıldı; bazen toplum kendini başka bir kapasiteyi geliştirmeye verdiğinde, yeni kazanılmış bir başka tür kapasite kaybedildi. Çok iyi niyetlere sahip olmak, yanlış adım atılmasına karşı garanti sağlamaz ve bunları geride bırakmak hem tevazu hem kesilmişlik gerektirir. Bir toplum tahammül gösterip doğal olarak ortaya çıkan hatalardan ders aldığında, ilerleme hiçbir zaman erişilemez olmamıştır.
Planlar serisinin ortalarında, Bahai toplumunun geniş toplumun yaşamına dahil olması, daha fazla doğrudan dikkatinin odağı oldu. İnananlar bunu birbirine bağlı iki çalışma alanı –toplumsal hareket ve geniş toplumun yaygın diskurlarına katılım– bağlamında düşünmeye teşvik edildi. Tabii ki, dikkatlerin ondan uzaklaşması şöyle dursun, büyüme ve sağlamlaşma işinin alternatifleri değildi: Bunlar onun doğasında vardı. Bir toplumun başvurabildiği insan kaynakları arttıkça, Hz. Bahaullah’ın Zuhurunun barındırdığı hikmeti günün meydan okumalarıyla ilişkilendirme – O’nun öğretilerini gerçeğe dönüştürme– kapasitesini de arttırdı. Ve insanlığın bu dönemdeki sıkıntılı meseleleri İlahi Doktor tarafından yazılan ilaca ne kadar şiddetle ihtiyacı olduğunu vurguluyor gibiydi. Bütün bunlarda, dünya genelinde egemen olanlardan çok farklı bir din kavrayışı iması vardı: dini sürekli ilerleyen bir medeniyeti ileri iten en önemli güç olarak kabul eden bir kavram. Böyle bir medeniyetin doğal bir şekilde, kendiliğinden ortaya çıkmayacağı da anlaşılmıştı – bunun ortaya çıkması için çabalamak Hz. Bahaullah’ın takipçilerinin göreviydi. Böyle bir görev, aynı sistematik öğrenme sürecini toplumsal hareket ve toplum diskuruna katılma çalışmalarında uygulamayı gerektiriyordu.
Son yirmi beş yılın bakış açısından bakıldığında, toplumsal harekete girişim kapasitesi önemli oranda artarak olağanüstü bir aktivite filizlenmesine yol açmıştır. Yıldan yıla 250 sosyal ve ekonomik gelişim projesinin sürdürülmekte olduğu 1996 yılı ile kıyaslandığında, şu anda bu sayı 1.500’dür ve ilhamını Bahai Dini’nden alan organizasyonların sayısı dört kat artarak 160’ın üzerine çıkmıştır. Her yıl tabanda 70.000’den fazla kısa süreli toplumsal hareket girişimi üstlenilmektedir ki bu elli kat seviyesinde bir artıştır. Şimdi Bahai Uluslararası Gelişim Organizasyonu tarafından sağlanan özel destek ve teşvikten kaynaklanan bütün bu çabalarda sürekli bir artışı bekliyoruz. Bu esnada geniş toplumun yaygın diskurlarına Bahai katılımı da çok fazla artmıştır. Dostların bir işte ya da kişisel bağlamda yapılan sohbetlerde bir Bahai görüşünü sunabileceklerini gördükleri pek çok ortamın yanı sıra, diskurlara daha resmi katılım da önemli oranda gelişme göstermiştir. Sadece –bu dönemde Afrika, Asya ve Avrupa’da Ofisler ekleyen– Bahai Uluslararası Toplumunun çok genişleyen çabaları ve giderek artan çok yönlü katkıları değil, aynı zamanda da bu çalışma alanının kendileri için ana odak haline geldiği çok sayıda artan ve önemli oranda güçlendirilmiş milli Dış İlişkiler Ofisleri ağının çalışmalarını da hatırlamaktayız; buna ilaveten, birey inananlar tarafından belirli alanlarda yapılmış içgörüyle dolu ve kayda değer katkılar da olmuştur. Bütün bunlar, geniş toplumun her seviyesindeki düşünce önderlerinin ve diğer önde gelen şahsiyetlerin, İnancımız için, onun takipçileri ve onların aktiviteleri konusunda defalarca dile getirdikleri saygı, takdir ve hayranlığı açıklamaya bir ölçüde katkı sağlamaktadır.
Yirmi beş yıllık dönemin tamamını incelediğimizde, Bahai dünyasının eş zamanlı olarak katetmiş olduğu çok sayıdaki çeşitli ilerlemelere hayran kaldık. Sadece bütün çalışma alanlarında gösterdiği ve hâlihazırda sözünü ettiğimiz gelişmeleriyle değil, aynı zamanda da Bahai yazarlar tarafından yayımlanan yüksek nitelikli edebi eserlerin sayısıyla, öğretilerin ışığında bazı bilim dallarının araştırılması için alanlar geliştirilmesiyle ve Emrin kurumlarıyla işbirliği içinde şimdi 100’ün üzerinde ülkeden gelen Bahai gençlerine hizmet eden Küresel Refah Çalışmaları Enstitüsü tarafından sistemli bir şekilde üniversite öğrencilerine ve mezunlarına yönelik verilen seminerlerin etkisiyle gözler önüne serildiği gibi, Bahai dünyasının entelektüel yaşamı zenginleşmiştir. Mabetler inşa etme çabaları oldukça gözle görülür şekilde hızlanmıştır. Son Ana Mabet Santiago/Şili’de inşa edildi ve iki milli ve beş mahalli Maşrıku’l Ezkâr inşa etme projeleri başlatıldı; Battambang/Kamboçya, ve Norte del Cauca/ Kolombiya’daki Mabetler kapılarını açmış bulunmaktadırlar. Gerek yeni açılışı yapılmış gerekse uzun süre önce tesis edilmiş olsun, Bahai Mabetleri giderek toplum yaşamının merkezinde bir yer bulmuştur. Tanrı dostları tarafından üstlenilen çok sayıdaki çabalar için inananların her kesimi tarafından sunulan maddi destek cömertçe olmuştur. Basitçe kolektif ruhani canlılığın bir ölçüsü olarak bakıldığında, kayda değer ekonomik çalkantının olduğu bir zamanda fonların kritik akışının sürdürülmesini –hatta, canlılık kazanmasını– sağlayan cömertlik ve fedakârlık çok şey anlatmaktadır. Bahai idari düzeni alanında, Milli Ruhani Mahfillerin toplumlarının işlerini bütün artan karmaşıklığı ile yönetme kapasitesi önemli oranda geliştirilmiştir. Dünyanın dört bir yanında tabandan gelen içgörülerin toplanmasını sistematikleştirmede ve bunların geniş çaplı yayılmasını sağlamada kilit rol oynamış olan Müşavirlerle iş birliği yapmanın yeni zirvelerinden özellikle yararlanmışlardır. Bu, ayrıca Bölgesel Bahai Konseyinin Emrin tam gelişmiş bir kurumu olarak ortaya çıktığı dönemdi ve şimdi 230 bölgede, Konseyler ve yönetimleri altındaki eğitim enstitüleri, büyüme sürecinin ilerlemesinde vazgeçilmez olduklarını kanıtlamışlardır. Hukukullah Baş Emini, Tanrı Emri’nin Eli Dr. Ali Muhammed Varka’nın yürüttüğü işlevleri geleceğe taşımak için, 2005 yılında Uluslararası Hukukullah Eminleri Kurulu kuruldu; ki bugün bütün dünyayı kapsayan ve sırasıyla 1.000’in üzerinde Temsilcinin çalışmalarına rehberlik eden en az 33 Milli ve Bölgesel Eminler Kurulunun çabalarını bu Kurul koordine etmektedir. Bu aynı dönemde Bahai Dünya Merkezinde meydana gelen gelişmeler pek çoktur: Hz. Bab'ın Makamının Teraslarının ve Kavis üzerindeki iki binanın tamamlanışına ve de Hz. Abdülbaha'nın Makamının inşasına başlanmasına tanık oldunuz ki bunların yanı sıra Emrin çok değerli Kutsal Mekânlarını güçlendirme ve korumaya yönelik çok sayıda projeyi de unutmamak gerekir. Hz. Bahaullah’ın Makamı ve Hz. Bab’ın Makamı, insanlık için ölçülemez öneme sahip Dünya Mirası alanları olarak kabul edildi. Yüz binlerce insan, bazı senelerde toplam bir buçuk milyona yaklaşarak, bu kutsal yerlere akın etti ve Dünya Merkezi düzenli olarak aynı anda yüzlerce dokuz günlük ziyaretçiyi kabul etti, bazen bu sayı yılda 5.000’i aştı ve buna benzer sayıda Bahai ziyaretçiler de oldu; bu artan sayılardan olduğu kadar ziyaret lütfundan pay alanların temsil ettiği çok çeşitli halkların ve ulusların olmasından da memnunluk duyduk. Kutsal Eserlerin tercümesi, yayımlanması ve dağıtımı da, şimdi on dilde mevcut olan Bahai.org ile bağlantılı büyüyen web siteleri ailesinin en önemli üyelerinden birisi olan Bahai Başvuru Kütüphanesinin gelişimine paralel olarak önemli oranda hızlanmıştır. Dünya Merkezinde ve başka yerlerde konuşlanmış, Bahai dünyasının çok sayıdaki faaliyet alanlarında açılmakta olan öğrenme sürecini desteklemekten sorumlu çeşitli ofisler ve alt kurumlar oluşturulmuştur. Emirdeki sevgili kız ve erkek kardeşlerimiz, bütün bunlar, Dünyanın Mazlumu olan Kimse’ye adanmışlığınızın meydana getirdiği şeylerin anlatabileceğimiz hikâyesinin sadece küçük bir parçasıdır. Hiç olmazsa sevgili Hz. Abdülbaha’nın bir zamanlar duygu yüklü bir halde iken haykırdığı şu dokunaklı sözlerini aksettirebiliriz: “Ya Hz. Bahaullah! Sen neler yaptın?”
Çok önemli çeyrek asırlık bir genel bakıştan, şimdi odağımızı, daha önce gelen herhangi bir Plandan çeşitli yönler itibariyle çok farklı olan son Beş Yıllık Plana yöneltiyoruz. Bu Planda, dünya Bahailerini önceki yirmi yılda öğrenmiş oldukları her şeyden yararlanarak bunları bir bütün olarak uygulamaya koymalarını teşvik ettik. Bu bağlamdaki beklentilerimizin fazlasıyla karşılanmış olmasından mutluyuz, ancak Cemal-i Mübarek’in takipçilerinden doğal olarak büyük şeyler beklesek de, onların herkülvari gayretleriyle başarılan şeyin karakteri gerçekten nefes kesiciydi. Yirmi beş yılda başarılan işlerin bir zirve noktası idi.
Plan özellikle, her biri dünya genelindeki mahalli toplumları harekete geçiren iki kutsal ikiyüzüncü yıl dönümü ile üç parçaya bölünmesiyle anılmaya değerdi. İnananlar topluluğu, daha önce tanık olunmamış boyutta ve nispeten kolaylıkla, bir Tanrı Mazharının hayatına saygılarını sunmada geniş toplumun her kademesinden insanları dahil etme kapasitesi sergilediler. Bu, daha kapsamlı bir şeyin güçlü bir göstergesiydi: muazzam ruhani enerjilerin Emrin ilerlemesi yönünde salıverilmesini kanalize etme becerisi. Yanıt o kadar muhteşem oldu ki, birçok yerde Emir milli seviyede bilinmezlikten çıktı. Umulmadık, belki de beklenmedik yerlerde Emre karşı belirgin alıcılık aşikâr hale geldi. Binler üzerine binlerce ve binlerce insan, bugün her yerdeki Bahai toplumlarının özelliği olan bir ibadet ruhuyla karşılaşınca coştu. Bir Bahai Kutsal Gününün gözetilmesiyle nelerin mümkün olduğu hakkındaki bakış ölçülemez derecede genişledi.
Plan’ın başarıları, sadece sayısal bağlamda, 1996 yılından itibaren öncesinde gelen bütün Planların başarılarını hızlı bir şekilde gölgede bıraktı. Bu Plan’ın başlangıcında, belirli bir sürede 100.000’in üzerinde çekirdek aktiviteyi idare etme kapasitesi vardı ki, bu kapasite yirmi yıllık ortak çabanın bir ürünüydü. Şimdi ise aynı anda 300.000 çekirdek aktivite sürdürülmektedir. Bu aktivitelere katılım iki milyonu aşmıştır ki bu da üç kat bir artışa yakındır. Faaliyette olan 329 milli ve bölgesel eğitim enstitüsü vardır ve üç çeyrek milyon insanın serinin en az bir kitabını bitirmelerine olanak sağlamış olmak onların kapasitesinin delilidir; toplamda bireylerin tamamlamış oldukları kursların sayısı şu anda iki milyondur – beş yılda üçte birin çok üzerinde bir artış.
Dünyadaki büyüme programlarının sürdürülmekte olduğu artan yoğunluk ölçüsünün kendisi, etkileyici bir hikâye anlatmaktadır. Bu beş yıllık süre zarfında, başlamış olduğu 5.000 kümenin her birinde büyümenin hızlandırılması çağrısında bulunmuştuk. Bu zorunluluk bütün dünyada şevkli bir çaba için itici güç oldu. Sonuç olarak, yoğun büyüme programlarının sayısı iki kattan fazla artarak şimdi yaklaşık olarak 4.000’e ulaşmıştır. Küresel bir sağlık krizinin ortasında Emre yeni köyler ve mahalleler açma ya da pandemi başladığında ilk aşamalarda olan aktiviteleri genişletmekle ilişkili zorluklar, Plan’ın son yılında daha da büyük sayılara ulaşılmasına engel oldu. Bununla birlikte, söylenecek çok daha fazlası var. Plan’ın başlarında, dostların, aktivitelerinin kapsamına büyük sayıları nasıl dahil edeceklerini öğrenmenin bir sonucu olarak, bir büyüme çizgisi boyunca üçüncü kilometre taşını geçmiş oldukları kümelerin sayısının, üstüne katılacak yüzlercesiyle artacağına dair umudumuzu ifade etmiştik. O zaman bu toplam 200 civarındaydı ve 40 kadar ülkeye yayılmıştı. Beş yıl sonra bu sayı yaklaşık olarak 100 ülkede 1.000 gibi şaşırtıcı bir seviyeye çıktı – dünyadaki bütün yoğun büyüme programlarının dörtte biri olan ve beklentilerimizin çok ötesinde bir başarı. Ve henüz bu rakamlar bile toplumun çıkmış olduğu en ulu yükseklikleri göstermiyor. Sürdürülmekte olan çekirdek aktivitelerin sayısının 1.000’in üzerinde olduğu 30’dan fazla küme vardır; bazı yerlerde, toplam sayı birkaç bindir ve tek bir kümede 20.000’den fazla katılımcıyı dahil etmektedir. Şimdi giderek artan sayıda Mahalli Ruhani Mahfil, bir köydeki neredeyse bütün çocuklara ve yeni gençlere hizmet eden eğitim programlarının gözler önüne serilmesini destekleyerek izlemektedir; aynı gerçeklik birkaç şehir mahallesinde de ortaya çıkmaya başlıyor.
Hz. Bahaullah’ın Zuhuruyla buluşmak, birçok durumda, bireylerin, ailelerin ve geniş akraba çevresinin ötesine geçti – tanık olunan şey, nüfusların ortak bir merkeze doğru hareketidir. Bazen iki karşıt grup arasında çok eskilere dayanan düşmanlıklar geride bırakılmakta ve bazı toplumsal yapılar ve dinamikler ilahi öğretilerin ışığında dönüşüm geçirmektedir.
Bu kadar etkileyici gelişmelerden büyük sevinç duymaktan kendimizi alamıyoruz. Hz. Bahaullah’ın Dini’nin geniş toplum inşa etme gücü, giderek daha net bir şekilde ortaya konmaktadır ve bu da gelecek olan Dokuz Yıllık Planın üzerine daha da inşa edeceği sağlam bir temeldir. Ümit edilmiş olduğu gibi, belirgin güce ulaşmış olan kümeler, komşuları için bilgi ve kaynak havuzları olduklarını ispatlamışlardır. Ve bu tür kümelerin birden fazla olduğu bölgelerde, birbiri ardından kümelerde büyümeyi hızlandırmak için araçları daha kolay bir şekilde geliştirmişlerdir. Bununla birlikte, şunu tekrar vurgulama zorunluluğu hissediyoruz ki gelişme hemen hemen evrensel olmuştur; bir yer ile diğeri arasındaki gelişim farkı seviyeyle ilgilidir. Toplumun toplu giriş sürecine dair ortak anlayışı ve herhangi bir koşul altında bu süreci harekete geçirebilmeye olan güveni, geçmiş on yıllarda hayal edilemeyecek seviyelere ulaşmıştır. Bu kadar uzun süredir ufukta belli belirsiz görünen ve 1996’da tam odağa getirilmiş olan derin sorular, Bahai dünyası tarafından ikna edici bir şekilde yanıtlanmıştır. Bütün yaşamları toplumun gelişmesinin damgasını taşıyan bir inananlar nesli vardır. Fakat öğrenmenin ön saflarının genişlemekte olduğu bu çok sayıdaki kümede meydana gelmiş şeylerin gerçek boyutu, toplu giriş sürecinde önemli bir gelişmeyi, tarihi ölçüde önemli bir kuvvete dönüştürdü. Hz. Şevki Efendi’nin Emrin Çağlarını nasıl ardışık epoklara [devir, dönem] ayırmış olduğu konusu pek çok kişiye tanıdık gelecektir; Oluşum Çağının beşinci epoku 2001 yılında başladı. Daha az bilinen bir şey var ki o da, Emrin Velisi’nin İlahi Planın epokları ve bu epokların içinde safhalar olduğuna dair özel atıfta bulunmuş olmasıdır. İdari Düzenin yerel ve milli organları kurulup güçlendirilirken yirmi yıl beklemede tutulan Hz. Abdülbaha’nın tasarladığı
İlahi Plan, birinci epokun birinci safhasının başlamasıyla 1937 yılında resmen başlatıldı: Bu, Emrin Velisi tarafından Kuzey Amerika Bahai toplumuna görev olarak verilen Yedi Yıllık Plan idi. Bu ilk epok, 1963 yılında Emrin sancağının dünyanın her tarafında dikilmesiyle sonuçlanan On Yıllık Seferberlik tamamlandıktan sonra kapandı. İkinci epokun açılış safhası ilk Dokuz Yıllık Plan idi ve süre olarak on iki aydan yedi yıla kadar sıralanan en az on Plan onu takip etti. Bu ikinci epokun şafağında, Bahai dünyası İlahi Planın Yazarı tarafından öngörülmüş olan Emre toplu girişin ilk başlangıçlarına daha şimdiden tanık oluyordu; sonraki on yıllarda, İsm-i Azam’ın toplumu içinden adanmış inanan nesilleri, sürdürülebilir ve geniş çaplı büyüme için gerekli olan şartları geliştirmek üzere İlahi Bahçe’de emek verdiler. Ve bu görkemli Rızvan mevsiminde, o emeklerin meyveleri ne kadar da boldur! Toplumun aktivitelerini çoğaltan, iman kıvılcımını yakalayıp Planın ön cephesinde hizmet etmek için hızla ayağa kalkan büyük sayıların oluşumu, inançla sürdürülen bir öngörü olmaktan çıkıp yinelenen bir gerçekliğe dönüşmüştür. Böylesine aşikâr ve gözle görülür bir gelişme, Emrin tarih sayfalarında yazılmayı gerektiriyor. Kıvanç dolu kalplerle, Hz. Abdülbaha’nın İlahi Planının üçüncü epokunun başlamış olduğunu ilan ediyoruz. O’nun Planı, Melekûtun ışığı her kalbi aydınlatana kadar, birbiri ardına gelen safhalar ve epoklarla aşama aşama gözler önüne serilecektir.
Sevgili dostlar, İlahi Plan’ın ikinci dönemini sona erdiren beş yıllık girişimin hiçbir incelemesi, son yılına eşlik eden ve halen sürmekte olan çalkantılara özel olarak değinmeden tamamlanamaz. Bu dönem esnasında kişisel etkileşim üzerinde uygulanan ve çoğu ülkede artan ve azalan kısıtlamalar, toplumun kolektif çabalarına iyileşmesi yıllar sürebilecek şiddetli bir darbe indirebilirdi, ancak bunun gerçekleşmemiş olmasının iki nedeni var. Birincisi, Bahailerin insanlığa hizmet etme görevine dair yaygın bilinciydi ki, bu en fazla tehlike ve sıkıntı anlarında olur. Diğeri ise, bu bilinci ifade etmede Bahai dünyasındaki olağanüstü kapasite artışıydı. Yıllarca sistematik hareket modellerini benimsemeye alışmış olan dostlar, geliştirdikleri yeni yaklaşımların, birbirini izleyen Planlarda mükemmelleştirmek için uğraştıkları çerçeve ile uyumlu olmasını sağlarken, yaratıcılıklarını ve amaç duygularını öngörülmemiş bir krizde uygulamaya koyuldular. Bu, her ülkedeki vatandaşları gibi Bahailerin de çektikleri ciddi zorlukları görmezlikten gelmek demek değildir; ancak inananlar büyük zorlukların başından sonuna odaklı kalmışlardır. Kaynaklar muhtaç olan toplumlara aktarıldı, seçimler mümkün olan yerlerde yapıldı ve Emrin kurumları bütün koşullar altında görevlerini yerine getirmeye devam ettiler. İleriye doğru cesur adımlar bile atıldı. Sao Tome ve Principe Milli Ruhani Mahfili bu Rızvan’da yeniden seçilecektir. Yüce Adalet Evi’nin iki yeni sütunu da oluşacaktır: merkezi Zagreb’de olacak olan Hırvatistan Milli Ruhani Mahfili ve merkezi Dili’de olacak olan Timor-Leste Milli Ruhani Mahfili.
Ve Bir Yıllık Plan böylece başlıyor. Amacı ve talepleri Ahd ve Misak Günü’nde gönderilen mesajımızda önceden belirtilmişti: Bu Plan, kısa olsa da, Bahai dünyasını arkasından gelecek olan Dokuz Yıllık Plana hazırlamak için yeterli olacaktır. İlahi Plan Levihlerinin nazil olmasından sonraki yüz yılı başlatan özel bir güç dönemi, Hz. Abdülbaha’nın Suudunun yüzüncü yıldönümüyle birlikte yakında kapanacak ve Oluşum Çağı’nın birinci yüzyılının sona erişine ve ikincisinin başlatılmasına damga vuracaktır. İnananlar topluluğu bu yeni Plana, kırılganlığının ortaya çıkmasıyla ıslah edilmiş insanlığın, küresel meydan okumalara yanıt vermek için işbirliğine gereksinimin daha çok bilincindeymiş gibi göründüğü bir zamanda giriş yapmaktadır. Buna rağmen, insanlığın özünde var olan birliğinin daha çok kabul görmesini nasıl özlediklerini kendileri de sözleri ve amelleriyle göstermekte olan, geniş toplumdan artan sayıda kimselere rağmen, sürüp giden rekabet alışkanlıkları, kişisel çıkar, önyargı ve dar görüşlülük birliğe doğru giden harekete engel olmaya devam etmektedir. Milletler ailesinin ortak yarar adına farklılıklarını bir kenara koymada başarılı olabilmesi için dua ediyoruz. Önümüzdeki ayları karartan belirsizliklere rağmen, Hz. Bahaullah’ın takipçilerini bu kadar uzun süredir ayakta tutmuş olan teyitlerini daha da bol kılması için ve O’nun şifa veren mesajına her zamankinden daha şiddetle ihtiyaç duyan bir dünyanın çalkantılarıyla metanetiniz bozulmadan görevinizde ilerleyebilmeniz için, Hz. Bahaullah’a yalvarıyoruz.
İlahi Plan yeni bir epoka ve yeni bir safhaya giriyor. Yeni bir sayfa açılmıştır.
- The Universal House of Justice